KALEMŞAH HÜSEYİN YILDIZ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HALK ŞAİRİ
KALEMŞAH KÖŞE YAZISI
Bugün sizlere Burdur’un güneybatısında yer alan, Sarıkeçili Yörüklerinin yurt tuttuğu, eski adı önce sertaç sonra Böbekler olarak bilinen Kemer ilçemize götüreceğim. Akpınar’dan çıkan ve buz gibi suyu ile Asarcığın serin rüzgârı, Cingen Kavağı’nın hatırası ile anılır bu topraklar. Yüzyıllardır hem göç yollarına hem de yerleşik hayata hayat vermiştir. Kemer, sadece bir coğrafya değil; adı, tarihi, kültürü ve hatıralarıyla yaşayan bir ilçedir.
Akpınar’ın başında her durduğumda Sarıkeçili Yörüklerinin bu coğrafyada kurduğu hayatı düşünürüm. Kıl çadırlar, yayla yolları, sürüler, ocak başları… Bu topraklarda yaşam, emekle ve gelenekle yoğrulmuştur. Böbekler diye anılan eski adı da, Kemer’in hafızasında hâlâ yaşamaktadır.
Ortaokul yıllarımda, bu kasabanın her köşesi benim için bir hatıraydı. Ocak başlarının dumanı, yaylalardan gelen sürüler, el emeğiyle yapılmış taş duvarlar ve doğal su kaynakları, tüm çocukluk anılarımı şekillendirmiştir. Her gelişimde, bu hatıralar tekrar canlanır; kasabanın geçmişi gözümün önünde yeniden yaşardı.
Tam da bu yüzden, Kemer’e dair duygularımı kaleme aldığım şiirimi sizlerle paylaşmak istiyorum:
İLÇEMİZ KEMER
Sarı keçilidir yörük soyumuz
Kıl çadırda olur yüce toyumuz
Atadan miras örfümüz huyumuz
Her hatıran güzel ilçemiz Kemer
Böbeklerdir bizim eski adımız
Yayla havası en güzel tadımız
Ocaklarda yanar her an odumuz
Her şey senle güzel ilçemiz Kemer
Asarcık yanında yeşermiş otlar
Sürü sürü gelmiş koyunlar atlar
Sağılıyor tek tek bakıra sütler
Her anın çok özel ilçemiz Kemer
Kekikciye vardım ellik ve orak
Etrafı sarmış diken ve bıtırak
Yığınlar yaptım desteler koyarak
Her yanı bereket ilçemiz Kemer
Keçeciden doldurdum senekleri
Deresinde suladım inekleri
Tezek yaktım, kovdum tüm sinekleri
Tabiatı güzel ilçemiz Kemer
Meydanına baktım, kimse kalmıyor
Yılmaz Usta gitmiş, tostlar gelmiyor
Camcı Osman Dayım ölçü almıyor
Dostları özledim ilçemiz Kemer
Terzi Ali Dayım ceket dikmiyor
Bakkal Hasan Asan dükkân açmıyor
Kaptan Dayım yine neşe saçmıyor
Ah edip sızladım ilçemiz Kemer
Saymakla bitmez nice kişiler
Hatıralar saklar bütün köşeler
İçinde yine hüzünler, neşeler
Giden geri gelmez ilçemiz Kemer
Kalemşah’ın gönlü hep seni özler
Uzak diyarlarda yüreği sızlar
Daha nice baharlar, yazlar
Göreceğiz seninle ilçemiz Kemer
Kemer, adıyla, tarihiyle ve hatıralarıyla yaşayan bir ilçedir. Burası sadece bir yerleşim değil; Sarıkeçili Yörüklerinin kültürü, doğanın bereketi ve geçmişin izlerini taşıyan bir yaşam alanıdır.
Kemer'e vardığınızda sokaklarda gezerken modern bir ilçe beklerken hala o eski günler bir film şeridi gibi gözümün önünden geçer ilçemiz o doğallığını hala yaşatmakta bizleri geçmişle başbaşa bırakmaktadır.
Yörüklerin bu topraklarda kurduğu hayatı düşünür, ardından sokaklara karışırım. Ve tarih yeniden canlanır sokaklarında.
Şimdi birçoğu ebediyete göçtü; ama geride anıları kaldı.Hatıralarımda onların izlerini süzüyor, adeta geçmişten gelen seslerini dinler gibi oluyorum. Her dükkân, her taş, her el emeği bana onların hatırasını yeniden yaşatıyor; geçmişi adeta gözlerimin önüne getiriyordu.Tarihin içindeki yolculuğumda
İlk uğradığım yer, kalaycı Ömer Bütüner’in dükkânı olur. Bakırı ocağın üstüne koymuş, kalayı eritmektedir. İşini yaparken, “Bu meslek dikkat ister, evlat,” der gibi anlatır. Elindeki bakır, Kemer evlerinin mutfaklarında yıllarca kullanılmıştır.
Oradan marangoz Mehmet Altınoluk’un atölyesine geçerim. Talaş kokusu arasında yaptığı işi gösterir. Ölçü alırken acele etmez. Bir evin sadece duvardan ibaret olmadığını, sağlamlık kadar emeğin de gerekli olduğunu anlatırdı.
Bir başka sokakta Ali Türken vardır. Marangozluğun yanında hızarcılık ve inşaat ustalığı yapar. Hızarın başında durur, ağacın nereden kesileceğini, nasıl biçileceğini anlatır. Ağaçla kurulan ilişkiyi bilmeden bu işin olmayacağını söyler.
Mehmet Yüksel’in yanında değirmen çalışmaktadır. Un öğütülürken inşaat işlerinden söz eder. Hızar, değirmen ve yapı işleri onun hayatında iç içedir. Yakınında İsmail Bütüner ve Mehmet Coşkun, duvar örerken harcın kıvamını kontrol eder. Taşın dili vardır, “Evlat, bilen bilir,” derdi.
İnşaat başında Mustafa Akçay, Memiş Akçay, Ali Bülbül ve Remzi Atasoy ile karşılaşırım. Selam verip kısa bir sohbet ederiz; iş yoğundur. Duvarlar yükselirken konuşmalar da emeğin etrafında döner.
Demirci Ahmet Örs’ün dükkânında körük yanar. Ateşin başında çalışırken işi anlatır. Yanında oğlu Muammer Örs vardır. Çekiç sesleri sokakta yankılanır. Az ileride Mahmut Özay, demiri suya sokup çıkarırken işin inceliğini gösterir.
Nalbant İbrahim Doğan, hayvanın ayağını tutmuş nal çakmaktadır. Mustafa Uzal, Hasan Altınok ve Hasan Uysal da aynı işin içindedir. Hayvan ürkmesin diye sessiz ama kararlı çalışırlar.
Semerci Ahmet Atakul ile Hasan Çelik, semerin altını kontrol eder. Yükün hayvana zarar vermemesi için ölçüyü anlatırlar. Urgancı Ahmet Şahin, ipleri dizerken sağlamlığın öneminden söz eder. Yağcı Hasan Yağcı, tenekeleri dizerken işin zahmetini anlatır.
Keçeci Ahmet Gürpınar’ın yanında keçe serilidir. El emeğinin nasıl şekillendiğini gösterir. Saraç Yusuf Coşkun, hayvanlara yaptığı hamıtları anlatır. Süpürgeci Mehmet Şen (Sarı Mehmet) ve Mehmet Yağcı, evlerin temizliğine emek katan insanlardır.
Bakkal Hasan Tunç ile Hasan Asan dükkânın önünde sohbet eder. Kunduracı Abdullah İlden, camcı Osman, terzi Ali; hepsi Kemer’in günlük hayatının parçasıdır. Senekçi Halik kavak amcam tezgaha senekleri sıralar “Muavin Ramazan Tunç amcam ise , süpürge yaparak geçimini çeşitlendirdiğini anlatır.Her çarşamba günü tostcu Yılmaz Aldemirin önünde kuyruk olur ilerdeki tostcu kaptan Lakabıyla tanınan ismail Hazır’ın oraya köylüler doluşurdu.
Ben bu sokaklarda gezerken, her ustanın dükkânına girmiş, her mesleği işinin başında dinlemiş gibi olurum. Kemer, benim için yalnızca bir ilçe değil; adıyla, tarihiyle ve insanlarıyla yaşayan bir hatıradır.








