REKTÖR DALGAR, BAŞKAN KURTULMUŞ VE DİĞER REKTÖRLER İLE İFTAR PROGRAMINA KATILDI

REKTÖR DALGAR, BAŞKAN KURTULMUŞ VE DİĞER REKTÖRLER İLE İFTAR PROGRAMINA KATILDI

Rektör Dalgar, Başkan Kurtulmuş ve diğer rektörler ile iftar programına katıldı

TBMM Başkan Numan Kurtulmuş, 81 ilden çeşitli üniversitelerin rektörleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde iftar programında bir araya geldi. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Hüseyin Dalgar’ın da katlıdığı iftar yemeği, TBMM Tören Salonu’nda gerçekleşti.

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Dalgar, düzenlenen programda diğer üniversite rektörleriyle birlikte iftara katılarak, yükseköğretim alanındaki gelişmeler ve üniversitelerin geleceğine yönelik değerlendirmeleri dinledi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen rektörlerle iftar programında yaptığı konuşmada, milli iradenin merkezi, Türkiye demokrasisinin kalbi Türkiye Büyük Millet Meclisinde rektörlerle bir iftar programında buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Üniversitelerin özellikle son yıllardaki inkişafını yakinen takip ettiklerini ifade eden Kurtulmuş, gelecek dönemde çok daha güçlü atılımların yapılabilmesinin Türkiye'nin geleceği bakımından hayati önemde olduğunu vurguladı.

Yüksek öğrenimdeki uluslararasılaşma konusunun önemine dikkati çeken Kurtulmuş, Türk yükseköğrenim sisteminin, dünyanın birçok üniversitesinde öğretim üyeliği yapabilecek, oradaki araştırmalara, faaliyetlere katılabilecek yetkinlikte öğrenci yetiştirmesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, Türkiye’deki üniversitelerle yurt dışındaki güçlü üniversiteler arasında iş birliklerinin artırılması ve böylece Türkiye’de üretilen bilimsel bilginin bütün dünyanın ortak çabası olacak hale dönüştürülmesinin önemini vurguladı.

Yükseköğrenim kurumlarının standartlarının yükseltilmesinin de bir başka önemli ödev olduğunu belirten Kurtulmuş, “Sayı olarak fevkalade yeterli bir noktadayız. Ama önümüzdeki dönemde eğitim alanında ciddi değişimleri yaşayacağımızı sizler de en az benim kadar biliyorsunuz. Bunun en başında gelenlerinden birisi ise yükseköğrenim kurumlarının öğrenci sayılarında muhtemel düşüşlerdir. Türkiye'deki nüfus artış hızının azalması ve arkasından bir müddet sonra, belki 10-15 yıl sonra nüfusun azalmaya başlanmasıyla birlikte çok doğal olarak da üniversitelerimizin öğrenci sayılarında azalma olacaktır. Zaten şimdiden de bunun işaretlerini görüyoruz. Dolayısıyla biz burada hem çok sayıda öğrencinin okutulması, ondan da öte dünya üzerinde rekabet edebilecek nitelikli öğrencinin yetiştirilebilmesi için üniversitelerimizin standartlarını çok güçlü bir şekilde ileriye doğru taşımak mecburiyetindeyiz.” dedi.

Orta Asya'dan Balkanlara, Türk dünyasından Afrika'ya kadar çok geniş coğrafyada şimdiye kadar sürdürülen eğitim faaliyetlerinin daha nitelikli, daha güçlü, daha kurumsal bir anlayış içerisinde sürdürmek mecburiyetinde olduklarını ifade eden Kurtulmuş, “Biliyoruz ki önümüzdeki dönemde dünyada çok büyük değişiklikler yaşanacak. Sadece siyasi olarak söylemiyorum. Eğitim alanında da kültür alanında da teknoloji alanında da çok büyük değişimler yaşanacak. Bu değişimlerin içerisinde ayakta kalabilen ve dünyada öncü olabilen ülkeler ise bilimi, kültürü üretebilen ve bu alanda öncülük yapan ülkeler olacak. Türkiye olarak artık bizim bilimde taklitçilik, kültürde taklitçilik dönemini zaten geride bıraktık. Ama artık bilimde, kültürde, teknolojide taklit edilen bir ülke durumuna çıkmak mecburiyetimiz vardır.” şeklinde konuştu.

Kurtulmuş, eğitim kurumlarının, özellikle üniversitelerin istihdam eksenli bir anlayışla yapılanmasının da zorunlu olduğuna işaret etti.

Üniversitelerin toplumla olan ilişkilerini de mutlaka çok daha güçlü hale getirmek durumunda olduklarını söyleyen Kurtulmuş, “Şehrin halkıyla birlikte olmayan, şehrin farklı kesimleriyle birlikte düşünmeyen, kalbi ve zihni atmayan bir üniversite ne kadar bilim üretirse üretsin ülkenin kalkınmasında etkili olamaz.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, eğitim süreleriyle eğitim kalitesi arasındaki ilişkiyi de düşünmenin vaktinin geldiğini belirterek, şunları söyledi:

“Bir ülkenin eğitiminin kalitesi illa çok uzun yıllar bir kişiye eğitim veriyor olmasıyla ölçülemez, ölçülmemelidir. Daha kısa süreler içerisinde daha etkin, daha güçlü eğitimin verilebileceği aşikardır. Bizim zaten geleneksel eğitim metodumuzda olan icazet sistemi de kimi öğrencinin iki senede, kimi öğrencinin iki ayda aşabildiği bir bilimsel yetkinliği esas almıştır.

Bölgesel ve küresel bir güç olmak iddiasında olan Türkiye'nin, gücü sadece milli savunma sanayiyle, sadece ekonomisiyle, sadece toplumsal yapısıyla, sadece milli gelirindeki yükselmeyle değil, hiç şüphesiz gücü, bilgiyi ne kadar üretebildiği ve bilginin üretilmesine ne kadar öncülük edebildiğiyle de ölçülecektir. Dolayısıyla bu bakış açısı içerisinde bu eğitim ekosistemimizin eksikliklerini süratle gidermek ve hızlı bir şekilde yol almak mecburiyetindeyiz.”

“BM GÜVENLİK KONSEYİ'NİN NEW YORK'TAKİ BİR KAFEDEN FARKI KALMAMIŞTIR”

Dünyanın yeni bir döneme doğru gittiğini ve birkaç sene önce tahmin edilen hususların çok daha hızlı geliştiğini, dünya sistemi adına da ne dile getirilirse hepsinin altüst olduğunu ifade eden Kurtulmuş, gelinen yeni aşamada uluslararası ilişkilerde kullanılan neredeyse bütün terminolojinin yok olduğunu belirtti.

Kurtulmuş, “İran'a saldırı oluyor, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplanıyor. Toplandı mı toplanmadı mı kimsenin umurunda bile değil. Çünkü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin New York'taki bir kafeden farkı kalmamıştır. Kurallar yerle bir oluyor, terminoloji, hepsi berhava oluyor. Kural bazlı uluslararası sistem diye yıllardır konuşulan sistem, kuralın değil gücü olanın istediği şekilde yönlendirdiği bir arena haline dönüyor.” diye konuştu.

Dünya sisteminin içinden geçmekte olduğu süreci, orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem olarak tanımlayan Kurtulmuş, “Böyle bir kötü döneme, dünya belki asırlar boyunca gelmemişti. Dolayısıyla bu sürecin, yakın dönemde daha iyiye doğru gitmesiyle ilgili emareler ortada yoktur.” dedi.

 “BU KURALSIZ DÜNYA, DÜŞENİN AYAĞA KALKAMAYACAĞI BİR DÜNYA HALİNE GELMEKTEDİR”

Kurtulmuş, Türkiye’nin, içinde bulunduğu coğrafyada çok dikkatli olması, ayaklarını yere sağlam basması ve 86 milyonun milletçe kenetlenmesi gerektiğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu düzensiz, kuralsız dünya, düşenin ayağa kalkamayacağı bir dünya haline gelmektedir. Onun için eskiler der ya, ‘Bir kere düşmeyegör.’ Biz Türk milleti olarak düşmeyeceğiz, ayakta kalacağız, hep beraber Allah'ın izniyle dünyanın en büyük milletlerinden birisi olacağız. Bu sistemsizlik durumu, yeni bir safhaya doğru da gidiyor. Sadece terminoloji değişmiyor; algıya dayalı yalanlar üzerinden ve çifte standartlar üzerinden yeni bir dünya yapılanmasına gidiliyor. Eskiden vekil örgütlerden bahsederdik, şimdi vekil devletler üzerinden dünyada siyaset yapılandırılmaya çalışılıyor.

İsim vermeyeceğim ama kendisini çok büyük zannettiğimiz bir ülkenin, Orta Doğu'daki küçük bir ülkenin vekili haline geldiği de maalesef kimsenin gözünden kaçmıyor. Böyle bir dünya olmaz. Bu kadar kuralsızlık, gücü elinde bulunduranın insanları ezip geçtiği bir dünya kabul edilemez. Dünyanın her yerinde de bu gidişata karşı vicdan ve insaf sahiplerinin sesi, Allah'a şükür yükselmeye başlıyor.”

 “GAZZE'DE OLDUĞU GİBİ, İRAN'DA DA 165 MASUM ÇOCUK, BU BEYLERİN SAVAŞ SENARYOLARININ KURBANI HALİNE GETİRİLİYOR”

Uluslararası literatürde kullanılan “önleyici savaş” kavramını kendi ellerinde oyuncak haline getirerek, “Biz saldırmasaydık İran bize nükleer saldırıda bulunacaktı” gibi bir algı, yeni bir yalan üzerinden dünyayı şekillendirmeye çalıştıklarını vurgulayan Kurtulmuş, bunun kabul edilemeyeceğini belirtti.

Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Bütün bunlar yapılırken aynen Gazze'de olduğu gibi, maalesef İran'da da 165 masum çocuk, bu beylerin savaş senaryolarının kurbanı haline getiriliyor. Kimsenin kılı kıpırdamıyor. Kimse bu konuyla ilgili neredeyse bir şey söyleyemiyor. Çünkü gücü elinde bulunduranlar, bu gücü istedikleri gibi kullanmayı kendilerinde hak görenler, bütün bölge ülkelerine diyorlar ki, ‘Eğer bizim dediğimiz istikamette yürümezseniz sıra size gelir.’ Biz millet olarak böylesine yanlış bir senaryoyu asla kabul etmeyiz. Onun için her türlü zorluğa, güçlüğe karşı uyanık olmak ve yeryüzünde hakkı, adaleti, son kişi biz kalsak bile söylemeye mecbur olduğumuzu bilmek zorundayız.”

"BU SÖZLERİ SÖYLEYENLER AKILLARINI BAŞLARINA ALSINLAR"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, dünyaca bilinen bir araştırma şirketinin son olaylardan sonra ABD'de bir araştırma yaptığını, bu araştırmada; ABD halkının yarısından fazlasının, İsrail lobisinin yönlendirdiği istikamete değil Filistinlilerin gösterdiği istikamete gittiğinin ortaya konulduğunu aktardı.

ABD halkının yarısından fazlasının Filistinlileri haklı gördüğünü, Yahudileri, siyonistleri haksız bulduğunu ve Filistin'in hakkının savunulması gerektiğini düşündüğünü dile getiren Kurtulmuş, ayrıca Avrupa'da birçok stadyumda insanların "Filistin halkının yanındayız" diyerek bağırdığını ifade etti.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada, on yıllardır emperyalizmin "böl, parçala, yönet" siyasetinin devam ettiğini dile getiren Kurtulmuş, şimdi çok yeni ve tehlikeli bir aşamaya geçildiğini, bütün siyasetlerini arz-ı mevud üzerine kuran İsrail'deki siyonist rejimin öncülerinin, "Artık son aşamaya geldik. Hazır Orta Doğu'yu bölünmüş parçalanmış bulmuşken, hazır dünyanın en büyük ordularına sahip olan devleti bu bölgeye yığmışken son vuruşu yapalım ve arz-ı mevudu gerçekleştirelim." düşüncesinde olduğunu kaydetti.

ABD’nin İsrail büyükelçisinin, “Orta Doğu toprakları, arz-ı mevud, Yahudi halkına vadedilmiş kutsal topraklardır. Tanrının onlara vadettiği topraklardır” dediğini dile getiren Kurtulmuş, “Bu sözleri söyleyenler akıllarını başlarına alsınlar.  Bu toprakların her bir parçası, Müslüman ahalinin, bu bölgenin halklarının kanlarıyla, canlarıyla bedelini ödedikleri kendi vatanlarıdır, kendi topraklarıdır ve hiç kimsenin babasının malı değildir.” ifadesini kullandı.

Türkiye'nin bölgenin en güçlü ülkesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye'ye karşı da hesapların olduğunu herkesin bildiğini anlattı. Kurtulmuş, Türkiye'nin hem bu krizin başından itibaren hem de diğer bölgesel krizlerin hepsinde diplomasinin hiçbir şekilde kapatılmamasını, mutlaka müzakereyle işlerin çözülmesini bütün taraflara telkin ettiğini kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Hatta bu son savaş başlamadan evvel de bütün ilgili taraflarla bu görüşmeler yapılmış, ne yazık ki masada müzakereler devam ederken Netanyahu hükümetinin zorlamasıyla Amerika da savaşın içerisine sokulmuştur. Biz ne olursa olsun bu bölgede savaş istemiyoruz. Bu bölgede istikrasızlık istemiyoruz. Bu bölgenin daha fazla bölünmesini, parçalanmasını istemiyoruz. Bu bölgenin halkları arasına düşmanlık sokulmasını istemiyoruz. Onun için önce Türkiye olarak diyoruz ki biz eğer bu coğrafyada sağlam bir şekilde ayaklarımızı yere basarsak Türkiye sadece kendisinin teminatı değil, bütün bölge halklarının da teminatı olur."

- "Lütfen bu sürece omuz verin"

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, terör meselesinden Türkiye'nin kurtarılması için kararlı bir süreci başlattıklarını belirtti.

TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nu kurduklarını ve 21 toplantı sonrasında bütün partilerin uzlaştığı bir metni kabul ederek, bundan sonrası için neler yapılacağını ortaya koyduklarını anlatan Kurtulmuş, bundan sonraki süreçlerde adımların sağlam bir şekilde atılacağını belirtti.

“Komisyon raporunda da ifade ettiğimiz ve kritik eşik olarak tanımladığımız gibi örgütün silahları bırakması ve tamamıyla kendisini feshetmesinin, devletin güvenlik birimleriyle tespit ve tesciliyle beraber, teklif edilen yasaların çıkarılması için yüce Meclisimiz çalışmalarını sürdürecektir.” diyen Kurtulmuş, amaçlarının bir daha hiç kimsenin eline silah almayı düşünmediği, bu memlekette bir daha hiç kimsenin kardeş kavgasını körüklemeyi aklının ucundan bile geçiremediği, barışın, kardeşliğin ve devam eden dostluğun kurulduğu bir Türkiye'yi tesis etmek olduğunu vurguladı.

Komisyonun toplantıları sırasında yapılan dinlemelere de işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Komisyonda konuşan annelerin ‘Biz artık evlatlarımızı değil silahları gömmek istiyoruz. Silahlarımızı gömmemiz lazım.’ Biz inşallah bu memlekette silahları gömeceğiz ve ilanihaye bu topraklarda kardeşlik sözünden, birlik ve beraberlik sözünden başka hiçbir söz hakim olmayacaktır. İç kalemizi tahkim etmek mecburiyetimiz ortadadır. Bütün farklılıklarımızı, zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz. Asırlardır olduğu gibi bu topraklarda farklı etnik yapılarda yaşayan insanların hiçbirisinin zaten birbiriyle kavgası yok. Bu topraklarda yaşayan hiçbir mezhep ve meşrep sahibinin birbiriyle herhangi bir husumeti, düşmanlığı yok. Bunu araya koymak isteyenlerin elinden bu fırsatı alacağız ve oynamak istedikleri oyunları bir daha oynayamayacak şekilde ters yüz edeceğiz. Allah'ın izniyle bunun için de Türkiye'de halkımızın büyük bir destek verdiğini görüyoruz.

Türkiye'nin iç kalesinin tahkim edilmesi, terörsüz bir Türkiye'nin sağlanması, aslında çok açıktır ki terörsüz bir bölgenin de sağlanmasıdır. Bunun için bu bölgedeki bütün unsurların Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin, ne kadar farklı etnik mezhebi yapı varsa, bütün bu unsurların hep beraber aynı coğrafyanın insanları, aynı ülkenin,  aynı bölgenin vatandaşları ve aynı kaderin kaderdaşları olarak bir arada yürümeleri bölgemizin de huzurunu sağlayacaktır.”

Terörsüz Türkiye mücadelesinde üniversitelerden de destek beklediklerini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Üniversitelerin bu konuyla ilgili yapacakları araştırmaları, kendi üniversiteleriniz bünyesinde ortaya çıkacak olan farkındalığı artırmanızı sizlerden istirham ediyoruz. Böylece bu mesele sadece siyasetin, TBMM'nin, Türkiye'nin güvenlik birimlerimin meselesi değil, üniversiteler dahil olmak üzere fikri olan herkesin en temel vazifelerinden birisidir.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da görev yapan hocalarımıza hatırlatmak isterim. Bölgenizde epey bir süredir çok şükür bir tane kurşun atılmıyor. Bölgedeki huzur ve sükunun, bölgenizin kalıcı olarak gelişmesi için, üniversite eğitiminizin kalitesinin yükselmesi için ne büyük katkılar sağladığını sizler bizden daha iyi biliyorsunuz. Onun için diyoruz ki lütfen bu sürece omuz verin. Bölge halkıyla, şehir halkıyla Terörsüz Türkiye meselesinin ideallerini buluşturun ve inşallah hep beraber bu süreci de geride bırakarak, ilanihaye, ezeli olan kardeşliğimizi ebedi hale getirmek için gayretle mücadelemizi sürdürelim."

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar ve rektörlerle hatıra fotoğrafı çektirdi. 

Haber Merkezi