YAŞAYAN MİRAS ŞÖLENİ’NDE GELENEKSEL SANATLAR GÖZ KAMAŞTIRDI
Burdur Valiliği ev sahipliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Burdur Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Yaşayan Miras Şöleni”, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen sanatçıları bir araya getirdi. Etkinlikte geleneksel el sanatları ve el emeği ürünler sanatseverlerle buluşturuldu.
Burdur’da düzenlenen “Yaşayan Miras Şöleni”nde Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen ustalar, geleneksel el sanatlarını tanıtmaya devam ediyor. Etkinliğe Konya’dan katılan 60 yaşındaki Kadriye Uyar, yıllardır sürdürdüğü dokuma sanatını anlattı.
El emeği ürünlerin yapım sürecini aktaran Uyar, “Kirmenle eğirip ip haline getirdiğimiz malzemeleri boyadıktan sonra çarpanada dokuyoruz. Buna ‘onluk’ deniyor. Önlük olarak kullanıldığı için bu isimle anılıyor” dedi.
Ürünlerin farklı kullanım alanları olduğuna dikkat çeken Uyar, “Yaptığımız dokumalar günlük yaşamda birçok alanda kullanılır. Çocuk sarmadan çeşitli ihtiyaçlara kadar her işte değerlendirilir. Eskiden cenaze işlemlerinde bile kullanıldığı olurmuş” ifadelerini kullandı.
Geçmişten günümüze uzanan bu el sanatlarının, hazır ürünler yerine tamamen elde üretildiğini vurgulayan Uyar, “Bunlar bizim atalarımızdan kalan, her zaman kullandığımız eşyalar. Pazardan alınmaz, tamamen kendi emeğimizle dokunur” diye konuştu.
Şölende el emeği mücevher tasarımları da ziyaretçilerin ilgisini çekti. İstanbul’dan katılan mücevher tasarımcısı Niger Duman, çalışmalarında tarih ve hikâyeden ilham aldığını söyledi.
Altın ve gümüş gibi madenleri el işçiliğiyle sanatsal eserlere dönüştürdüklerini belirten Duman, “Yaptığımız her mücevherin bir hikâyesi var. Bu hikâyeleri tasarımlarımıza yansıtarak sergiler oluşturuyoruz” dedi.
Geçmiş çalışmalarına da değinen Duman, “Geçen yıl Diyarbakır temalı bir sergi hazırladık. Diyarbakır’daki camilerde yer alan revzenlerden ilham alarak tasarımlar yaptım. Bu çalışmalar tamamen el işçiliğiyle, kesiminden kaynağına kadar ustalık gerektiren bir süreçten geçiyor” ifadelerini kullandı.
Mesleğini uzun yıllardır sürdürdüğünü belirten Duman, “Bu meslek usta-çırak ilişkisiyle öğreniliyor. 10 yılı aşkın süredir bu alanda çalışıyorum” diye konuştu.
Sanat tarihinin tasarımlarında önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Duman, “Tarihi eserler ve geçmiş dönem figürleri benim için çok kıymetli. Tasarımlarımı oluştururken o dönemlerden besleniyorum” dedi.
Son dönemde yeni bir koleksiyon üzerinde çalıştığını da aktaran Duman, “Bu yıl ‘dünya bir pencere’ anlayışından yola çıkarak camilerdeki revzenlerden ilham alan bir koleksiyon hazırladım. Hem ilham verici hem de keyifli bir süreç oldu” ifadelerini kullandı.
Şölende ahşap sanatına ait ürünler de yoğun ilgi gördü. Antalya’dan katılan Sema Şener, ahşap sanatçısı eşiyle birlikte doğal ve sağlıklı ürünler ürettiklerini anlattı.
Etkinliğe eşi Aykut Şener ile birlikte katıldıklarını belirten Şener, “Eşim ahşap sanatçısı. Biz de onun ürettiği ürünleri birlikte sunuyoruz. Özellikle çocuklar için sağlıklı oyuncaklar yapıyoruz” dedi.
Ürünlerde tamamen doğal malzemeler kullandıklarını ifade eden Şener, “Ahşap oyuncaklarımızı keten tohumu yağı, balmumu ve zeytinyağı ile yağlıyoruz. Çocukların sağlıklı oyuncaklarla oynamasını önemsiyoruz” diye konuştu.
Ahşap sanatının aileden gelen bir miras olduğunu vurgulayan Şener, “Eşimin babası da ahşap işiyle uğraşıyordu. Küçük yaşlardan itibaren bu mesleğin içinde büyüdü. 5 yaşından itibaren eline alet verilerek bu işe alıştırılmış. Yıllar içinde kendini geliştirerek bugünlere geldi” ifadelerini kullandı.
Uzun yıllara dayanan bir emeğin ortaya çıktığını belirten Şener, “Bu ürünler aslında yaklaşık 50 yıllık bir birikimin sonucu” dedi.
Etkinlikte bakır tel işçiliği de dikkat çeken sanatlar arasında yer aldı. İzmir’dan katılan Sema Kansu, bakırı sanata dönüştürdüğü çalışmalarını tanıttı.
Bakır teli tamamen el işçiliğiyle şekillendirdiklerini belirten Kansu, “Saf bakır teli şekillendirerek takılar oluşturuyoruz. Daha sonra bu ürünleri doğal taşlar ve kristallerle süsleyerek farklı tasarımlar ortaya çıkarıyoruz” dedi.
Mesleğini uzun yıllardır sürdürdüğünü ifade eden Kansu, “Yaklaşık 23 yıldır bu işi yapıyorum. İlk başlarda savaş kıyafetlerindeki zırhlardan esinlendim. Zamanla bu tasarımları geliştirerek günümüze uyarladım” diye konuştu.
Tasarım sürecinin zamanla farklı alanlara yayıldığını belirten Kansu, “Önce kıyafetlerle başladım, ardından takılara ve ev aksesuarlarına yöneldim. Bakır, uyum sağlaması açısından çok zengin bir malzeme” ifadelerini kullandı.
Sanata yönelme hikayesini de paylaşan Kansu, “Aslında bankacılık geçmişim var. Ancak bu alanda kendimi mutlu hissetmedim. El becerime yönelerek bu sanata başladım” dedi.
Sanatın aynı zamanda bir terapi olduğuna dikkat çeken Kansu, “Sanat insanı iyileştirir. Herkesin bir şekilde sanatla ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
Kızının da bu sanatı sürdürdüğünü belirten Kansu, “Kızım da bu işi öğreniyor. Gelecekte benden daha iyi olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Yaşayan Miras Şöleni”, farklı şehirlerden gelen sanatçıların eserleriyle ziyaretçilere hem kültürel bir deneyim sundu hem de geleneksel el sanatlarının yaşatılmasına katkı sağladı.
Beyza Nur AKÇAY
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpg)








