SAGALASSOS'TA TARİH YENİDEN HAYAT BULDU! ARKEOLOG O GECEYİ ANLATTI
Burdur'da son dönemde gerçekleştirilen kültür ve sanat etkinlikleri, Burdur’un tarihi mirasını yeniden ortaya çıkarırken, Sagalassos Antik Kenti'nde düzenlenen "İdil Biret'e Saygı Programı" da dikkat çeken organizasyonlardan biri oldu.
Burdur Valiliği himayelerinde 18 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen programa katılan ve etkinliği değerlendiren MAKÜ’lü akademisyen arkeolog Doç. Dr. Salih Soslu, etkinliğin yalnızca bir konser olmadığını, kültürel mirasın korunması ve yaşatılması adına önemli bir örnek oluşturduğunu söyledi.
Bir Arkeoloğun Gözünden Sagalassos’ta Arkeoloji, Sanat ve Vizyon Gecesi
"İdil Biret'e Saygı Programı"na katılan ve etkinlik hakkında düşüncelerini Çağdaş Burdur’a anlatan MAKÜ’lü akademisyen Doç. Dr. Salih Soslu, bir kentin geleceğinin onu yönetenlerin kültüre, sanata ve tarihe bakış açısıyla şekillendiğini söyledi.
Son aylarda Burdur’u yakından takip eden herkesin dikkatini çeken ortak bir gerçeğin olduğunu ifade eden Soslu, şu şekilde konuştu:
“Burdur’un dört bir yanında kültürel miras, sanat, eğitim ve sosyal projeler için yorulmadan çalışan Burdur Valisi Sayın Tülay Baydar Bilgihan, kentin sahip olduğu tarihi ve kültürel değerleri yalnızca korumayı değil, onları toplumla buluşturmayı ve gelecek kuşaklara güçlü bir miras olarak aktarmayı hedefleyen örnek bir yönetim anlayışı ortaya koymaktadır. Antik kentlerden müzelere, kültür etkinliklerinden sosyal projelere kadar uzanan bu yoğun tempo, Burdur’un kültürel kimliğinin güçlenmesine önemli katkılar sağlamaktadır.”
Kültür vizyonu sahaya yansıyor
Bir arkeolog olarak kültürel etkinliklerdeki çabayı büyük bir memnuniyetle takip ettiğini sözlerine ekleyen Soslu, Arkeolojinin yalnızca kazılarla sınırlı bir bilim olmadığını; aynı zamanda kültürel mirasın korunmasını, tanıtılmasını ve toplumun ortak değeri haline getirilmesini amaçladığını ifade etti.
Soslu, açıklamasına şu sözlerle devam etti:
“18 Temmuz 2026 tarihinde Burdur Valiliği himayelerinde düzenlenen 2. Lavanta Hasat ve Sanat Günleri kapsamında Sagalassos Antik Kenti’nde gerçekleştirilen İdil Biret’e Saygı Programı’na katıldım. Benim için bu, yalnızca bir kültür programı değil; Burdur’un kültürel vizyonunun sahaya nasıl yansıdığını görme fırsatıydı.”
"Koruma hassasiyeti örnek oldu"
Programın, Sagalassos’un en görkemli yapılarından biri olan Antoninler Çeşmesi ve önündeki antik agorada gerçekleştirilmesi, ilk bakışta bile tarih ile sanatın nasıl uyum içerisinde buluşabileceğini gösterdiğini söyleyen Soslu, kendisi en çok etkileyen kısmı Çağdaş Burdur ile paylaştı:
“Beni en çok etkileyen nokta, etkinlik öncesinde kültürel mirasın korunması adına gösterilen hassasiyet oldu. Antik agora zeminine zarar verilmemesi amacıyla önce jeotekstil malzeme serilmiş, ardından üzerine çakıl tabakası yerleştirilmişti. Bir arkeolog olarak bu yaklaşımın beni ayrıca mutlu ettiğini ifade etmek isterim. Çünkü tarihi yaşatmanın en temel şartı, onu koruyarak gelecek kuşaklara aktarmaktır. Koruma ilkelerinden taviz verilmeden gerçekleştirilen bu uygulama, kültürel mirasa duyulan saygının somut bir göstergesiydi.”
"Antik kentler yaşayan kültür alanları olmalı"
Arkeolog Soslu, Sagalassos'un iki bin üç yüz yıllık taşları arasında yankılanan klasik müziğin yalnızca estetik bir atmosfer oluşturmadığını, aynı zamanda antik kentlerin yaşayan kültür mekânları olarak değerlendirilmesi gerektiğini de güçlü bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Soslu, sanatkarlardan Hande Dalkılıç, Halit Turgay, Deniz Akalın, Can Özhan ve Rüzgar Turgay’ın başarılı icralarının programa ayrı bir değer kattığını da söyleyerek, özellikle Halit Turgay’ın Sagalassos’tan ilham alarak bestelediği “Sagalassos” adlı eserin dünya prömiyeri, tarihin sanata ilham vermeye devam ettiğinin en anlamlı örneklerinden biri olarak hafızalarda yer ettiğini vurguladı.
"Burdur büyük bir kültür coğrafyasına sahip"
Bir arkeolog olarak son yıllarda Burdur’da kültür ve sanat alanında yaşanan değişimi yakından takip ettiğini de anlatan MAKÜ’lü akademisyen: “Bu değişimin en önemli unsurlarından biri, Burdur Valisi Sayın Tülay Baydar Bilgihan’ın kültürel mirasa bakış açısıdır. Sayın Valimizin göreve başladığı günden bu yana arkeolojiye, sanat tarihine, müzelere, bilimsel çalışmalara ve antik kentlere verdiği destek; Burdur’un kültürel kimliğinin daha görünür hale gelmesine, kültür turizminin güçlenmesine ve tarihi değerlerin toplumla daha güçlü bağ kurmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Kültürel mirasın yalnızca korunmasını değil, sanat ve bilimle birlikte yaşatılmasını hedefleyen bu vizyon, Burdur’un geleceği adına son derece kıymetlidir.”
Burdur, antik yerleşime ev sahipliği yapıyor
Burdur’un, yalnızca Sagalassos’a değil; Kremna, Kibyra, Boubon ve daha birçok dünya ölçeğinde önemli antik yerleşime ev sahipliği yapan eşsiz bir kültür coğrafyası olduğunu vurgulayan Soslu, “Böylesine büyük bir mirasın yalnızca bilimsel kazılarla korunması yeterli değildir. Aynı zamanda toplum tarafından tanınması, sahiplenilmesi ve kültür-sanat etkinlikleri aracılığıyla yaşayan bir mirasa dönüştürülmesi gerekir. İşte Sagalassos’ta gerçekleştirilen bu program, Burdur’un tarihini, arkeolojisini ve kültürel zenginliğini sanatın evrensel diliyle buluşturan örnek bir organizasyon olmuştur.” şeklinde konuştu.
"Bilimsel çalışmaların katkısı büyük"
Programın böylesine özgün bir atmosferde gerçekleştirilebilmesi, Sagalassos’ta uzun yıllardır büyük bir özveriyle sürdürülen bilimsel çalışmaların da bir sonucu olduğunun altını çizen Arkeolog Soslu, “Antik kentin korunması, araştırılması ve dünya arkeoloji literatüründe hak ettiği değere ulaşmasına sağladığı önemli katkılar nedeniyle Sagalassos Kazı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Peter Talloen’e teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Bilimsel çalışmalarla korunan bu eşsiz mirasın, böylesine nitelikli kültür ve sanat programlarına ev sahipliği yapabilmesi, arkeoloji ile toplum arasındaki bağın güçlenmesi açısından son derece kıymetlidir.” sözlerini kaydetti.
"Geçmiş ile gelecek arasında köprü kuruluyor"
Kültürel mirasın ancak koruma, bilim ve toplum bir araya geldiğinde gerçek anlamına ulaştığını söyleyen Soslu, tarihi mekânların bilimsel ilkelerden ödün verilmeden kültür ve sanat etkinliklerine açılmasının geçmiş ile gelecek arasında güçlü bağlar kurulmasını sağladığını belirtti. Sagalassos'ta koruma tedbirleri alınarak gerçekleştirilen bu programın da bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu kaydetti.
“Bir arkeolog olarak son derece mutluyum”
Bugün dünyanın birçok ülkesinde antik kentlerin yalnızca ziyaret edilen arkeolojik alanlar olmadığını; kültür, sanat ve bilim etkinlikleriyle yaşayan merkezler olarak değerlendirildiğini açıklayan Soslu, “Burdur’un da bu vizyon doğrultusunda ilerlediğini görmek, bir arkeolog olarak beni son derece mutlu etti. Özellikle Sayın Valimiz Tülay Baydar Bilgihan’ın kültürel mirasa, arkeolojiye, sanat tarihine ve sanata verdiği destek; Burdur’un sahip olduğu eşsiz değerlerin daha geniş kitlelere ulaştırılması ve kültür turizmi açısından hak ettiği konuma taşınması adına son derece kıymetlidir. Burdur’un tarihini, kültürünü ve sanatını aynı çatı altında buluşturan bu anlamlı programı Burdurlularla paylaşan Sayın Valimize içten teşekkür ediyor; bu vizyonun gelecek yıllarda da aynı kararlılıkla devam etmesini temenni ediyorum.” şeklinde konuştu.
"Tarih yeniden hayat buldu"
Sagalassos’tan ayrılırken aklında tek bir düşünce olduğunu paylaşan Arkeolog Soslu, “ Binlerce yıl önce bu agorada insanlar bir araya geliyor, yaşamı, düşünceyi ve kültürü paylaşıyordu. Aradan geçen yüzyıllara rağmen aynı taşların üzerinde bu kez müzik yankılandı, insanlar yeniden buluştu ve tarih yeniden hayat buldu. İşte kültürel mirasın gerçek anlamı da budur. Onu yalnızca korumak değil; bilimle, sanatla ve toplumla buluşturarak yaşatmaktır. 18 Temmuz 2026 gecesi Sagalassos'ta yaşananlar bana göre yalnızca başarılı bir kültür programı değil; Burdur'un kültürel vizyonunu ortaya koyan, arkeolojiyi sanatla, geçmişi gelecekle buluşturan örnek bir medeniyet buluşmasıydı.” diyerek, açıklamasını sonlandırdı.
H.Nesibe Solak
.jpeg)
.png)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)








