Flaş Haber Yeni

BURDUR'DA HIDIRLIK KÜMBETİ'NİN KAPILARI TARİHE AÇILIYOR

BURDUR'DA HIDIRLIK KÜMBETİ'NİN KAPILARI TARİHE AÇILIYOR

 

Halk arasında “Dört Ayetli Türbe” ve “Dört Ayaklı Türbe” olarak da anılan “Hıdırlık Kümbeti”nin anahtarının kayıp olduğu iddia ediliyordu. Edinilen bilgilere göre, bu iddiaların asılsız olduğu ortaya çıktı. Kümbetin anahtarlarının Burdurlu bir esnafta bulunduğu öğrenildi.

Hıdırlık Kümbeti’nin, kimliği belirlenemeyen kişilerce farklı tarihlerde çeşitli biçimlerde tahrip edildiği için kapıları kilitli şekilde tutulduğu bildirildi.

Gizemli anahtarın ardındaki hikaye

Dört Ayetli Türbe’nin bakımını gönüllü olarak üstlendiklerini söyleyen Yukarı Pazar esnaflarından Ahmet Çoksezen gazetemiz muhabirlerine konuştu. Çoksezen; “Dört Ayetli Türbe’nin bakımı, güvenliği ve temizliğini kişisel olarak üstlendiğimiz için türbenin anahtarı bizde var. Bugün; “4 Ayetli Türbe,” “4 Ayaklı Türbe” ve “Hıdırlık Kümbeti” olarak anılan tarihi değerimizin daha önce birkaç kez tahrip edildiğini biliyoruz. İki kez kapısının kilidi kırılarak içeri girilmiş, camları kırılmış, örtüleri tahrip edilmiş. Tam olarak bu nedenlerden dolayı türbenin kapılarını sürekli olarak açık bırakamıyoruz. Bu tür tarihi kültürel değerlerimiz, özellikle geceleri ne yazık ki daha çok tehlike altında kalıyor. Bu nedenle bakımlarını yaptıktan sonra kapılarını kapalı tutuyoruz.

Bu değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğine inandığımız için biz kişisel olarak elimizden geldiğince türbenin bakımını üstlendik. Amacımız türbenin kapılarının kilitli kalması ya da ziyaret edilememesi değil. Türbenin açık olduğu, içerisine girilebildiği, ziyaret edilebildiği tarihler de oluyor.

Hem tarihi, hem kültürel hem de dini bir değerimiz olan Dört Ayetli Türbe’nin tarihi dokusu korunarak gelecek nesillere aktarılabilmesi için güvenli ve bakımlı kalması için çalışıyoruz.” dedi.

Burdur Türbelerine esnaflardan gönüllü bakım

Burdur’da bulunan bazı diğer türbelerin bakımının da çevre esnafı tarafından üstlenildiğini söyleyen Çoksezen; “Burdur’da bu şekilde başka türbeler de bulunuyor. Anahtarının çevre esnafında bulunduğu, bakımının yapılarak istenildiği takdirde açıldığı, ziyaret edilebildiği farklı türbeler de var.” dedi.

“HIDIRLIK KÜMBETİ” NAMI DİĞER, “4 AYETLİ TÜRBE” / “Dört AYAKLI TÜRBE” TARİHÇESİ

Burdur’un en eski Türk anıtları arasında yer alan Dört Ayetli Türbe, Anadolu Selçuklu geleneğindeki mezar anıtı tipolojisine uygun olarak bir kümbet şeklinde inşa edilmiştir. Türbe, Hıdırlık mevkiinde bulunduğu için ayrıca “Hıdırlık Kümbeti” olarak da anılmaktadır. Burdur’un mimari yapısı gereği en kıymetli türbesi olarak kabul edilen Dört Ayaklı Türbe, 4 tane köşe bingisi üzerine inşaa edilmiştir. Temeli kare başlanarak üzerine doğru bingiler yapılarak daraltılıp

yuvarlak bir şekilde yukarı çıkılmıştır. Binayı dayayan esas olarak dört tane ayak olduğu için yapı, Dört Ayaklı Türbe olarak adlandırmıştır. Dört Ayetli Türbe denmesinin nedeni de; türbe içerisinde, Esmaül’ün Hüsna’dan 4 ismin zikredildiği yönünde söylentiler bulunmasıdır ancak bu bilgi yazılı kaynaklar bulunmadığı için net değildir. 

Türbenin 13 / 14. yüzyıllar civarında inşaa edildiği öngörülmektedir. Kitabesi bulunmadığı için tarihi kaynaklarına ulaşılamayan kümbetin, Hamidoğlu beyliğinin ileri gelenlerinden bir devlet ya da din büyüğüne ait olduğu düşünülmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında tahrip olmuş vaziyette bulunduğu bilinen türbe, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 1984 yılında restore edilmiştir. Türbe son olarak, dönemin Burdur Belediye Başkanı Sebahattin Akkaya’nın girişimleri ve 2009 yılında gerçekleştirilen bakım ve çevre düzenlemesi ile bugünkü haline getirilmiştir.

TARİHE IŞIK TUTAN AYRINTILAR

Dört Ayaklı Türbesinin tarihi hakkında gazetemiz muhabirlerine konuşan Burdur’un eski Belediye Başkanı Sebahattin Akkaya; “Türkler Burdur’a geldiğinde, Burdur bir Rum şehri olup bir kale içerisinde idi. 1331 yılında Burdur’a gelen Faslı meşhur seyyah İbni Batuta Seyahatnamesinde şehrin bir kale içerisinde olduğundan bahsetmektedir. Rumlar; Kaleiçi (Oluklar Altı, Meydan, Gazi Caddesi Yenice Mahalle’yi kapsayan bölge), Karasenir ve Manastır Mahalleri’nde yerleşiklerdi. Şehrin kurulu olduğu kalenin 3 kapısının olduğu rivayet edilmektedir. Tabii bahse konu kale, sonraki yıllarda ortadan kalkmıştır. 1900’lü yılların ilk çeyreğinde ise Yukarı Pazar’da meydana gelen bir yangın ve o dönem yaşanan depremler sonrasında temellerin kazılması ile Kale surlarının temelleri bulunduğunu canlı şahitlerinden öğrenmiş bunuyoruz. .

1100-1150 yıllarında Burdur’a gelen Türkler, Dört Ayaklı Türbesi’nin bulunduğu yer ile tren yolunun 500-600 m.altındaki ‘Hamam Bendi’ mevkii arasına yerleşmişler. 100-150 yıl kadar bu bölgede çadır ve basit evlerde yaşayan Türkler kale içinde bulunan Alan Pazarı çevresine yerleşmeye başlamışlar, Hamidoğlu Felekeddin Dündar Beyin bu alana Ulu Camiyi inşa etmesiyle şehir bu cami etrafında gelişmiştir.

Bugün Dört Ayaklı,Dört Ayetli ve Hıdırlık Türbesi olarak anılan bu türbe ile göle doğru 500 m. kadar aşağıda bulunan Koca Bağbaşı, Ardıçlı ve Dorum Dede Türbelerinin Bağarası Mevkiinde bulunması vaktiyle buraların yerleşim alanı olmasından kaynaklanmaktadır.

Rahmetli Rahmi Uğur Dört Ayaklı Türbe tahrip edilmeden önce içine 2 sandukanın bulunduğundan bahsetmiştir. Ancak sandukalar kaldırılmış, kubbesi yıkılmış üzerine teneke çakılarak yaklaşık 50 yıl harabe halinde kalmıştır. 1980’li yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce bir restorasyon yapıldı. Yıkılan kubbenin yerine çakılan teneke sökülerek aslına uygun şekilde türbe restore edildi. Ortaya tek sanduka konuldu.

Dört Ayaklı Türbesinin mimari yapısı Selçuklu kümbet mimarisi tarzındadır. Selçuklular döneminde inşaa edilen anıt mezarların kubbeleri sivri yapılıdır ve bunlar kümbet olarak adlandırılırdı. Anadolu beylikleri döneminde de Selçuklu sanatı devam ettirilmiş. Camiler,medreseler,türbeler hep Selçuklu mimarisi tarzıyla inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde isebmezar anıtlarının üzeri yuvarlak kubbe ile örtülmüş ve türbe olarak adlandırılmıştır.

Dört Ayaklı Türbesi sanat tarihi açısından muazzam bir yapıdır. Böylesine kıymetli tarihi yapıların giriş kapılarının üst kısmında bulunan kitabelerde eserin kime ait olduğu, hangi tarihte kim tarafında yaptırıldığı muhakkak yazılıdır. Dört Ayaklı Türbesi için de düşündüğümüz bu kitabe türbe tahrip edildiği için maalesef kaybolmuştur. Kaybolmadan önce kayıtlara geçirilmiş olsaydı türbede yatan kişlerin kimler olduğunu,kim tarafından,hangi tarihte yapıldığını anlayabilirdik. Ancak türbede yatan zatların o dönemde yaşamış yönetici,halkın sevip saydığı bir din büyüğü oldukları tahmin edilmektedir.

 

Mine Kaya – H. Nesibe Solak