Burdur Ticaret Borsası (BTB) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, iklim değişikliğinin en çok hissedildiği Akdeniz havzasında yer alan ülkemizde, kuraklık ve su sıkıntısı her geçen gün daha da arttığına dikkat çekti. 1 Ekim 2020-30 Kasım 2020 dönemini kapsayan 2020-2021 su/tarım yılı yağışlarının, uzun yıllar normali ve geçen yıl yağışlarının altında gerçekleştiğini ifade eden Gündüzalp, “Uzmanlara göre, önlem alınmazsa ülkemiz 20 yıl içinde su fakiri bir ülke olacak” dedi.
Dünyada iklim değişikliğinin en çok etkilediği bölgelerden biri olan Akdeniz havzasında yer alan Türkiye’de, kuraklık tehlikesinin her geçen yıl daha fazla hissedildiğini aktaran Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, yılbaşına sayılı günler kala hâlâ ülkenin önemli bölümünde kar ve yağmurun yağmadığını belirterek, bu durumun tarım üreticilerini endişelendirdiğini söyledi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, yağışlarda normaline göre yüzde 53, geçen yıl yağışlarına göre yüzde 3 azalma yaşandığını aktaran Gündüzalp, “İki aylık kümülatif yağışlarda tüm bölgelerimizde yüzde 40’ın üzerinde azalma gözlenmektedir. Ege Bölgesi ise su yılı yağışlarının 2 aylık periyodunda son 40 yılın en düşük ikinci yağışını almıştır. Akdeniz Bölgesi /tarım yılı yağış ortalaması 61.1 mm, normali 140.7 mm ve 2019-2020 su/tarım yılı yağış ortalaması 76.0 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 57, geçen su/tarım yılı yağışlarına göre yüzde 20 azalma gerçekleşti” dedi.
Birçok tarım ürününün büyümesi ve su havzalarının dolması için yağışların bu dönemde olması gerektiğini aktaran Gündüzalp, “Ülkemiz, su stresiyle karşı karşıya. İnsan olarak da susuz kalma endişesiyle yaşıyoruz. Uzmanlar, 1990’da 3 bin metreküp civarında olan kişi başına su miktarının, 2030-2040’lardan itibaren 700 metreküpe kadar gerileyeceğini, dolayısıyla Türkiye’nin resmen su fakiri bir ülke haline geleceğini öngörüyor” şeklinde konuştu.
Küresel iklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkileri, tamamen engellemenin mümkün sayılmasa da, etkilerini yavaşlatacak önlemlerin alınabileceğini aktaran Gündüzalp, “Ülkemizde suyun yaklaşık yüzde 70’i tarımda kullanıldığını düşünürsek,  yakın zamanda çok su tüketen stratejik bazı tarım ürünlerini ithal etme durumunda kalacağız. Mesela Buğday gibi az su kullanan stratejik ürünleri üretirken, pamuk ve şeker pancarı gibi çok su tüketen ürünleri dışarıdan karşılamak zorunda kalacağız” dedi.
Şu anda, çok iyi tarım arazisi olabilecek bazı bölgelerin, hızla konut projelerine, yerleşim bölgesine dönüştürülmeye çalışıldığını ifade eden Gündüzalp, “Bu durumun, yakın zamanda yaşanacak tarımsal üretim sıkıntılarına neden olacaktır. Unutmayalım ki, iklim değişikliğinin etkilerini en fazla hissedecek ülkelerden biri Türkiye’dir. Dolayısıyla kentleşme ve tarımsal üretim politikalarını iyi belirlemek gerekir” ifadelerini kullandı.
Son 20 yıla bakıldığında, mevsim geçişlerinin değiştiğini ve küresel ısınma etkilerinin daha fazla hissedilmeye başlandığını belirten Gündüzalp, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Tarımsal üretimde şuan çok ciddi bir kuraklık tehlikesi yaşamıyor olsak da, gelecekte durumu çok daha belirgin göreceğiz. Su kaynakları ve yağışların azalması üretimi, üretimde geleceğimizi doğrudan etkileyecektir. Öncelikli olarak yapılması gereken, baraj ve göletlerimiz dâhil olmak üzere yeraltı sularımızı verimli şekilde kullanabilmemiz için üreticilerimize, su kullanımı ve sulama teknikleri konularında ciddi eğitim verilmeli.”

HABER MERKEZİ