BURDUR GÖLÜ CAN ÇEKİŞİYOR

DSİ verilerine göre 2050 yılında 837,73 metreye çekilmesi öngörülen Burdur Gölü’nde en önemli faktörün buharlaşma olduğuna vurgu yapıldı. Son 4 yılda ise 3 kilometrelik bir çekilme olduğu belirtildi. Bu çekilmenin ise yer altı suları ile bir bağının olup olmadığı yönünde  katılımcıların sunumunda ikilem oluştu.

-Vali Ali Arslantaş Başkanlığı’nda yapılan video konferansta, Burdur Gölü’nün dünü, bugüne ve yarını konuşuldu.

-Akan dereler üzerine kurulan gölet ve barajlar video konferansta tartışma konusu olurken, az su tüketimine ilişkin tarım ve hayvancılık politikalarının geliştirilmesi bir kez daha gündeme geldi.

-Burdur Gölü ve çevresinde gaz çıkışları ile toprak yarılmaları hakkında da bazı izleme çalışmaları yapılacağı,  belki birkaç tane istasyon kurulması gerektiği açıklamasında bulunuldu.

Burdur Gölü hakkında geniş katılımlı video konferans düzenlendi. Geçtiğimiz Cumartesi günü saat 13.00 da Burdur Valisi Ali Arslantaş başkanlığında gerçekleşen video konferansta suyu her geçen gün çekilen Burdur Gölü’nün dünü, bugünü ve yarını konuşuldu. Covid-19 salgın hastalığı nedeni ile video konferans yöntemi ile 2 oturum halinde yapılan toplantıya; Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti) Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik,  Yasin Uğur, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur Milletvekili Mehmet Göker, Burdur Belediye Başkanı Ecz. Ali Orkun Ercengiz, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik, BUTSO Meclis Başkanı Ömer Çeliker, Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, Çağdaş Burdur Gazetesi Sahibi Hasan Ali Daldal,  kaymakamlar, İl genel ve belediye meclisi üyeleri, bazı  sivil toplum örgütleri,  siyasi parti kamu yararına çalışan dernek başkan ve temsilcileri,  alanında uzman akademisyenler, ilgili kurum müdürleri, göle kıyısı bulunan mahalle-köy muhtarları ile basın mensupları katıldılar. Burdur Gölü hakkında görüş ve önerilerini ortaya koydular

“ARALIK-OCAK AYINDA BİLE SU KAYBEDİYORUZ”

Toplantı, Devlet Su İşleri  (DSİ) 18. Bölge Müdürü Rahmi Şahin’in Burdur Gölü hakkında sunumu ile başladı.  Şahin sunumunda Burdur Gölü’nün besleyen ana dere yatakları Bozçay, Suludere ve Keçiborlu dereleri  olduğunu belirterek başladı.  Yağış,  buharlaşma oranlarından da bahseden DSİ Bölge Müdürü Şahin; Burdur Gölü’nde tarihsel olarak zaman zaman su çekilmelerinin yaşandığına dikkat çekti.  
1970-2014 yılları arasında yağış ve buharlaşma arasındaki ilişkiyi hazırlanan grafikle ortaya koyan DSİ 18. Bölge Müdürü Rahmi Şahin, Burdur Göl  Suyu “1971 yılından beri düşüş trendi göstermektedir. 2000 yılından sonra yağış ve göl seviyesi paralel   olarak düşüyor. Buharlaşma oranı daha fazla artmaktadır. Buharlaşma gün sayıları artarken, yağış ve buna paralel olarak göl seviyesi de düşmektedir. Yani bu küresel iklim değişikliğinin son yıllardaki yani Aralık-Ocak ayında bile biz buharlaşmadan su kaybediyoruz” dedi.
Normalde su yılı başlangıcının Ekim’in 1’i olduğunu hatırlatan DSİ Bölge Müdürü Şahin; “Su yılı başlangıcından itibaren bizim depolamalar artıya doğru çalışır. Yani giren akım çıkandan çok daha fazla olur. Fakat bu son yıllarda yani kışın bile yazı yaşadığımız son yıllarda kışın bile buharlaşma yolu ile su kaybediyoruz. En büyük kayıp buharlaşma. Bu grafikten bunu çok iyi görebiliyoruz. Yani yağışlar azalıyor. Buharlaşma artıyor. Dolayısıyla göl seviyesinde düşüş gözlenebiliyor” sözlerine yer verdi.

“1970 DERECE MAKSİMUM SEVİYEYE ULAŞAN BURDUR GÖLÜ, 1980’Lİ YILLARDA SONRA DÜŞMEYE BAŞLADI”
1995 ve 1993 yıllarında hazırlanan, ‘Burdur Gölü Hidroloji Planlama Raporundan da söz eden DSİ 18. Bölge Müdürü Rahmi Şahin; “Burdur Gölü taşkın kotu 860,13 metre ve 1996 yılında hazırlanan ‘Burdur Gölü Hidroloji Revize Raporu’nda ise 850 metre olarak tespit edilmiştir. Maksimum seviyeye ulaşım 1970 yılındadır özellikle, 1980’li yıllardan sonra göl seviyesinde sürekli düşme meydana gelmiştir” açıklamasında bulundu. Bu yıldan sonra yaşanan düşüşleri uydudan çekilmiş haritayı gözler önüne serdi. Aynı şekilde 1930’lu yıllarda Burdur Gölü’nde düşüşler yaşandığını haritalı olarak gösterdi.  1960-2014 Burdur Gölü seviye ölçümlerini sundu. Burdur Gölü alt havzası jeolojik haritasını paylaştı.

“YER ALTI SUYU İLE GÖL SUYU BAĞIMSIZ HAREKET EDİYOR”
Burdur Gölü havzasında göl yüzeyi ile yer altı suyu (YAS) ilişkisini gözlemlemem üzere göle yakın civarda 10 adet rasat kuyusu suyunun bulunduğunu sözlerine ekleyen Bölge Müdürü Şahin; “Bu kuyularda 1974 yılından beri salınım mevcuttur. Ölçüm yapılmaktadır” dedi.
Gölle ilişki kurabileceğimiz yer altı suyu gözlem kuyularının seyirlerini de grafikli olarak gösteren DSİ 18. Bölge Müdürü Şahin; “Burdur Gölü ile 18 bin 705 nolu Keçiborlu Senir, suyumuz 74’ten beri ölçmüş oluğumuz seviye.. Yani göl seviyesi düşerken, almış olduğumuz yer altı su seviyesi buna paralel olarak düşmediği, yani bağımsız hareket ettiği gözüküyor” diye konuştu. Ancak bazı yer altı sularında ise kullanımdan kaynaklı seviyelerin düştüğünün görüldüğü kaydetti. GÖLET VE BARAJLAR KAÇ ALANA HİTAP EDİYOR?
DSİ Bölge Müdürü Şahin sunumun devamında; “Karamanlı, Karataş,  Karaçal ve Bademli Barajı olmak üzere 4 baraj 8 göletin işetmeye alındığını, bunun yanı sıra İl Özel İdaresi tarafından işletmeye açılmış, 10 adet gölet, 34 adet YÜS (Yer üstü sulama) 38 adet YAS (Yer altı sulama) bulunmakta. Ayrıca 15 adet halk sulamasında sulama yapılmaktadır. DSİ olarak 5 adet planlama, 2 adet proje, 4 adette inşaat aşamasında olmak üzere 11 adet gölet ve regülatör bulunaktadır. Toplam 1.697, 50 hektar alan hitap etmektedir” dedi.
BURDUR GÖLÜ’NE NE KADAR SU GİRİŞİ VAR?, NE KADAR SU ÇIKIŞI OLUYOR?
Tüm tesislerin sulaması ve içme suyu kullanımları ile Burdur Gölü’nün su bütçesini matematiksel olarak ortaya koyan DSİ 18. Bölge Müdürü Rahmi Şahin; “Burdur Gölü’ne kaynaklar ve dere yataklarından 104 milyon metre küp su girişi, yine yapılan sulamalardan dönen su  miktarı 41 milyon metreküp, 72 milyon metre küp göl yüzeyine düşen yağışlarla toplamda Burdur Gölü’ne 217 milyon metre küp su girişi olmaktadır. Bunun dışında 107 milyon metre küp içme ve sulama kullanımı. 13 milyon metreküp barajlardaki kullanım. 114 milyon metreküpte gölün yüzeyinde olan buharlaşmalarla birlikte 234 milyon metreküp yılda gölden su çıkışı olduğunu hesaplıyoruz”
2050 YILINDA BURDUR GÖLÜ’NDE SU SEVİYESİ NE OLACAK?
DSİ tarafından 2018 yılında yapılan master plan çerçevesinde 2050 projeksiyonunda simülasyon çalışması yapıldığını belirten DSİ 18. Bölge Müdürü Şahin; “Simülasyon çalışmasına göre; mevcut durum bu haliyle korunursa su çekimleri, kullanım ve buharlaşma, yağış azlığı ve faktörler bu şekilde devam ederse 2050 yılında gölün 837.73 metre seviyelerine düşeceği öngörülmektedir” sözlerine yer verdi.
“BURDUR GÖLÜ 2050 YE KADAR 8 METRE 17 SANTİM DAHA DÜŞÜCEK”
DSİ 18. Bölge Müdürü Şahin sunumu şu şekilde sürdürdü: “Kurumumuz tarafından hazırlanan ‘Burdur Gölü Havzası Master Plan Raporu’ kapsamında Burdur Gölü su seviyelerinde geçmişten bu güne tespit edilen azalma incelenmiş ve gelecekte meydana gelebilecek seviye düşüşleri konusunda bir çalışma yapılmıştır. Göl seviyesinde mevcut tesislerde dikkate alınması durumunda 4,07 metre ve mutasavver tesislerin devreye girmesi durumunda ise 8,17 metre düşüş olacağı tespit edilmiştir 2050 yılına kadar.”
“EN ÖNEMLİ FAKTÖR BUHARLAŞMA”, “YILDA 114 MİLYON METREKÜP GÖL SUYU BUHARLAŞIYOR” VURGUSU
Burdur Gölü’nde en önemli faktörün buharlaşma olduğuna vurgu yapan Bölge Müdürü Şahin; “Gölün bu günkü seviyesi esas alınırsa yılda 114 milyon metreküp buharlaşma olmaktadır.  Gerek baraj rezervuarlarında, gerekse göl yüzeyinden buharlaşmanın azaltılması için gerekli araştırma ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır” dedi. Burdur Gölü maksimum su seviyesi tespitlerini paylaşarak sunumunu tamamladı.
“1500 KAÇAK SONDAJ VAR”
Burdur Valisi Ali Arslantaş’ın ‘Göl çevresinde kaçak sondajlarla bir çalışmanız var mı? Sorusunu yanıtlayan DSİ 18. Bölge Müdürü  Rahmi Şahin; “Bin 500 civarında bir tespitimiz var. 50 milyon metreküp su kullanımı olarak hesaplıyoruz” dedi.
“1971 DEPREMİ SONRASI GÖLDE SU KAÇAĞI VAR MI?”
12 Mayıs 1971 Burdur depreminden sonra Burdur Gölü’ndeki su seviyesine dikkat çeken Vali Ali Arslantaş; “Acaba gölün dibinde bir kaçak olabilir mi? Sorusunu yanıtlayan DSİ Bölge Müdürü Şahin; “İhtimal dahilindedir. Yani bütün bu tektonik göllerde açıklar olabiliyor. Fakat bununla ilgili çok bir detay çalışma yok. Geçmişte yapılmış böyle. Ama çok deneysel şeyler yapılmadan kaçış olmadığı tespit edilmiş. Fakat detaylı bir inceleme yok. Şunu söyleyebilirim göl seviyesinin düşüşü çok farklı parametreleri vardır. Bunu oradaki depolamalara bağlamak şey olur yani” açıklamasında bulundu.
“HEPSİNİ ORTAYA KOYUNCA NETİCEDE GÖL SEVİYESİ AZALIYOR”
Vali Ali Arslantaş; “Hem depolamaları, hem depremi, hem sondajları hepsini ortaya koyunca neticede gölün (su) seviyesi azalıyor” sözlerinin altını çizdi.
EN BÜYÜK KAYIP KALEMİ NE?
DSİ 18. Bölge Müdürü Rahmi Şahin; göldeki en büyük kayıp kaleminin “buharlaşma ve yağış azlığı” dedi.
İŞTE DSİ’NİN ÖNERİSİ
Kurumunun önerilerini de sıralayan DSİ 18. Bölge Müdürü Şahin; “Burdur Gölü su seviyesinde meydana gelecek azalma konusunda havzada kullanılan su miktarında tasarruf yapılması önem arz etmektedir. Bu amaçla havzada yer alan belediyelerin içme suyu şebekelerinin yenilenmesi ve kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi. Mevcut sulama tesislerinin rehabilite (modernize) edilmesi,  yeni yapılan sulama tesislerinin kayıp-kaçak oranını en aza indirecek borulu sistemler olarak yapılması. Tarımda daha az su kullanan ürün deseninin (mısır ve yonca yerine lavanta üretimi gibi) teşvik edilmesi. Organize Sanayi Bölgelerinde gelecekte daha az su kullanan sektörlere izin verilmesi ve teşvik edilmesi. Havzada ağaçlandırma, erozyon, çığ ve sel kontrolü çalışmaları yapılması olarak önerilerimizdir”  dedi.
“GÖLE GİREN SU İLE ÇIKAN SU DENK DEĞİL”, “GÖLE EKSTRA SU GETİRİLMESİ GEREKİYOR”
Burdur Gölü’ne giren su ile çıkan suyun denk olmadığına vurgu yapan Vali Ali Arslantaş; “Göle ekstra su kaymak gerekiyor. Yöntemi, şekli ne olacak? Onu bilemiyoruz. Değişik öneriler var. Eldere’den, Çavdır’daki suyun  getirilmesine, arıtmadan dahil olacak, yukarıda Burdur’un arıtmasının yıllık çıkartacağı su miktarı 19 milyon metreküp civarında olacağı öngörülüyor. Bunlar da dahil göle ekstra bir su getirilmesi gerekiyor” diyerek sözü katılımcılara bıraktı.
 BÜLBÜL: “HERKES ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YAPARSA?”
TEMA Vakfı Burdur İl Temsilcisi Gülser Bülbül konuşmasında, “Burdur Gölü havzasında suyu kullananlar kimler? Yüzde 74 çiftçilerimiz kullanıyor. Yüzde 12’si sanayide kullanılıyor. Diğerleri de evlerde kullanılıyor. Onun için gölün kurumasından sadece bir kuruluş, kamu kurumları ya da bir sivil toplum, yada bireyler, sanayiciler değil. Tümüyle hepimiz bu gölün korunmasından sorumluyuz. Herkes kendi üzerine düşen görevi yaparsa Burdur Gölü daha iyi olacak” dedi.
KEYİK: “VAHŞİ SULAMADAN YÜZDE 100 KURTULMAMIZ GEREKİYOR”
Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO)  Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik konuşmasında “DSİ Bölge Müdürümüze ve çalışanlarına teşekkür etmek istiyorum. Gölümüzün durumu ile ilgili net  bilgileri verdiler. Buradan anladığımıza göre; en büyük sorunlardan bir tanesi küresel kuraklık. İkinci sorun olarak baktığımızda baraj ve göletlerin göle su girişini engellemesi, üçüncü büyük sorunda buharlaşma. Netice itibari ile bunları zaten yıllardır gölle ilgili toplantılarda tespit edilenler.   Bugünde aynı tespitler üzerindeyiz. Ne yapabiliriz? Noktasında baktığımız zaman sayın valim sizde ifade ettiniz göle su kaynağı bulmamız gerekiyor. Öncelikle sulama sistemlerini gözden geçirmemiz gerekiyor. Vahşi sulamadan yüzde 100 kurtulmamız gerekiyor. Son yıllarda damlama sulamaya yer altı sulamaya ciddi anlamda geçildi ama bunu yüzde 100’e nasıl çevirebiliriz? Bunun çalışmalarını yapmamız gerekiyor.
KEYİK: “ATIL SU KAYNAKLARI GÖLE AKITILMALI”
Burdur Gölü’ne su kaynağı konusunda düşünce ve görüşleri de paylaşan BUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik; “Tefenni Başpınar’dan akan bir su olduğu söyleniyor. Tabii DSİ bunu daha iyi bilir. Saniyede 700 litre bir su aktığı söyleniyor. Bu su gölümüze akıtılabilir mi? Bunun dışında Taşkapı, Çine Köyü’nün alt tabakasının su havzası olduğu. Bu su havzasının da Antalya’ya yani denize doğru aktığı söyleniyor. Tabiri caizse bu gölün problemi bölgesel problemse  en çok Burdur’un problemi. Biz Burdur il sınırları içerisinde yer altı çalışmaları yaparak, DSİ’nin böyle atıl kaynaklarımızı bu göle çevirebilmek için proje çalışmaları yapmamız gerekiyor. Gölün beslenme durumu belli. Yer altı değil, akarsulardan beslenen bir göl. Dolayısıyla akarsuları da kestiğimiz için buradan göle bir girdi kazandırmamız gerekiyor. Ben bölge müdürümüzden rica ediyorum. Varsa böyle kaynaklar. İlimizin dışında başka bölgelere akan sular bunlara bir proje yapıp, tabii bunların maddi değerleri de önemli. Göle bir katkı (su girdisi) sağlayarak bunu çözebileceğimizi düşünüyorum. Çünkü Küresel kuraklık devam edecek. Sayın hocamızda söyledi. Önümüzde yıllarda bol yağış gözükmüyor. Onun için böyle bir önlem almamız gerekir diye düşünüyorum” açıklamasında bulundu.
PROF. DR. İSKENDER GÜLLE; “GÖL YÖNETİM PLANINDA İLERLEME SAĞLAYAMADIK”
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle; “Biz Şehnaz hocam ve Erhan hocamın da bulunduğu bilim ekibiyle Burdur Gölü Revize Planı’nı hazırladık. Bu plan 2018-2023 yılları arasında geçerli olan bir plan. Aslında orada her şeyi çok ayrıntıları ile yazdık. 350 sayfalık bir bilimsel rapor, 10 bin sayfalık yönetici özeti,  bakanlık tarafından onaylanmış olan birde göl yönetim planını hazırladık. Ama ne yazık ki çok üzülerek söylüyorum; şu ana kadar ‘Göl Yönetim Planı’nda hem yerelde olsun, hem de genelde olsun çok fazla bir ilerleme sağlayamadık” dedi.
“TARIM VE HAYVANCILIK ‘SU YÖNETİMİ’NİN ANAHTARIDIR”
Gülle; “Su nereden geçiyor? Suyun yüzde 75’ini kullanan tarım ve hayvancılık politikalarından, su tasarrufu sağlamaktan geçiyor. Kuruyan sadece Burdur Gölü değil. Kanada, Rusya hariç Şu an Dünya Gölleri’nin büyük çoğunluğunda aşırı çekilme söz konusu. Bilimsel çalışmaların işaret ettiği ortak nokta havzadaki su talebine ilgi arttıkça ne yazık ki bizde su yönetiminde zorlanıyoruz. Özet olarak söylüyorum. Tarım ve hayvancık su yönetiminin anahtarıdır” sözlerinin altını çizdi.
“SU TRANSFERİ BİR ÇIKMAZ”
Eldere suyuna atıfla;  Havzalar arası su transferini ‘Bir çıkmaz’ olarak niteleyeni Prof. Dr. İskender Gülle; “Bize derler ki siz kendi Burdur’un suyunu bitiriyorsunuz, bizim tatlı suyumuzu alıp, gölünüze akıtıp, kullanılamaz hale getireceksiniz. Tuzlu suya tatlı su vereceksiniz derler. Ve ben imkansız olarak görüyorum. Her zaman da söylemişimdir yıllardır. Geride bir şey kalmıyor. Burdur Gölü için bu saatten sonra yapacağımızı önümüzdeki 20 yılı düşünmemiz lazım. Sınırlı gerçekten sınırlı. Tekrar söylüyorum.  Artık Burdur Gölü’nü olduğu seviyeden yavaş yavaş düşmesini sağlayabilirsek o başarıdır” görüşünü savundu.
VALİ ARSLANTAŞ: KÜÇÜKBAŞ HAYVAN SAYILARINI ARTIRMAYA YÖNELİK PROJEDEN BAHSETTİ
Burdur Valisi Ali Atslantaş; “ Hayvancılıktaki alışkanlıkların Küçükbaş hayvan sayısını artırmaya yönelik 2020 Eylül ayında bir protokol imzaladık; ‘Birlikte yaşamak için bir sürü nedenim var’ diye Küçükbaş hayvan sayısını artırmaya dönük. Her sürüdeki hayvan adedini de 100 başın altına indirmeme yönünde bir çalışmaydı. 650 müracaat oldu. 100 bin küçükbaş hayvan üzerinden yaptık anlaşmayı. 650 bine Ocak ayına geldiğimizde, dağıtım başlayınca 100 bini de önümüzdeki Temmuz’a kadar ulaşabileceğimi öngörüyoruz. Teke diyarının merkezi, başkenti olan Burdur’da küçükbaş hayvan sayısı büyükbaş hayvan sayını yakalamış durumda. Hayvansal, üretim değişimine geçmeyi planlıyoruz. Aynı şekilde de belki daha az su ihtiyacı duyan ürünlerin tarlaya ekilmesi çalışmalarını yapmak gerekiyor” dedi.
“GEZEN TAVUKÇULUK SU TASARRUFUNU ÇOK BÜYÜK ORANDA ARTIRACAK”
Hayvanların su ihtiyaçlarını da dikkat çeken Prof. Dr. İskender Gülle; “1 ton sığır eti için en az 15 bin metreküp su, 1 ton koyun yetiştirmek için 8 bin metreküp, 1 ton keçi için 6 bin veya 4 bin metreküp, tavuk eti için 3 bin metre küp, yumurta için 2 bin metre küp. En az su tüketen hayvan sırasıyla koyun, keçi, et tavuğu ve yumurta tavukçuluğu özellikle il genelinde bir gezen tavukçuluğunun artırılması su tasarrufunu çok büyük oranda artıracaktır diye düşünüyorum”  dedi.
ŞENER: “BURDUR GÖLÜ SON 4 YILDA YAKLAŞIK 4 KİLOMETRE ÇEKİLDİ”
Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Uzaktan Algılama Merkezi Müdürü Öğretim Görevlisi Jeoloji Mühendisi Erhan Şener; gölün yüzde 40’ını kaybetmiş durumdayız. Geçen ay elde ettiğimiz uydu görüntüsüne bakacak olursak 2016 yılındaki göl seviyesi, 2020 ye geldiğimizde yaklaşık 3 kilometrelik bir çekilme son 4 yılda meydana geldi. Çok büyük bir çekilme” diye konuştu.
“YER ALTI SULARI GÖLÜ BESLİYOR” İDDİASI
Yer altı suları ile göl suyu arasında bağlantı üzerine konuşan SDÜ Uzaktan Algılama Merkezi Müdürü Erhan Şener; “Gözeler,  göl çekildikten sonra ortaya çıktı ki burada yer altı suları gölü besliyor. Göl yer altı suyu ile izole edilmiş değil. Mutlaka bir bağlantısı var. Hatta Senir Bölgesi’nde yer altı suyu kuyusu var. Ve yaklaşık son kırk yılda 15 metrelik yer altı seviyesi düşüşü gözlemlenmiş burada dolayısıyla göl seviyesine paralel olarak, aslında yer altı sularında da ciddi düşüşler mevcut”   sözlerine yer verdi.  DSİ Bölge Müdürünün göl suyu ile yer altı sularının bağımsız hareket ettiğini söyleminin aksini savundu.
GAZ ÇIKIŞLARII VE TOPRAK YARIKLARININ NEDENİ NE?
Gazetemiz Muhabiri Halil İbrahim Kara’nın; “Burdur Gölü’nde devam eden gaz çıkışları ile havzadaki toprak yarılmalarının sebebi ne?’ sorusuna yanıt veren DSÜ Uzaktan Algılama Merkezi Müdürü Erhan Şeker; “Şu anda rapor hazırlanma aşamasında şu anda size şunu söyleyebilirim. Bu gaz çıkışları ve bunun yanında gölün çevresinde oluşan yarıklarla ilgili olarak bir öneriler  paketi oluşturuyoruz. Yapılması gereken işlemler olacak. Bazı izleme çalışmaları yapılacak. Bunun için belki birkaç tane istasyon kurmamız gerekebilir. Bunlarla ilgili kısa zaman içinde size (Valilik makamı) bilgi notu yada bir sunum hazırlayacağız” dedi.
KARAKURT: “NEDEN KESTEL GÖLÜ’NDEN BURDUR GÖLÜ’NE SU ALINMIYOR”
Göle Hayat Derneği Başkanı SMMM Burhan Cahit Karakurt; “1970 yıllarında Kestel Gölü, çiftçilere toprak sağlamak için kurutuldu. Ama bu gölün halen altındaki düdenlerde yılın 7-8 ayı su olduğu söyleniyor. Bildiğim kadarı ile Devlet Su İşleri bu suyu Antalya 40 göz’e tahliye ediyor. Eğer su miktarı yeterli ise neden Kestel Gölü’nden Burdur Gölü’ne su alınmıyor?” dedi.
“MEDYA MENSUPLARINA GAZETECİLERE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”
Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel video konferans yöntemi ile yapılan toplantıda; “Burdur Gölü konusunda bu farkındalığın, çevre bilincinin oluşmasında biz medya mensuplarına, gazetecilere büyük görevler ve sorumluluklar düştüğünü biliyoruz” sözlerini kaydetti.
AKBULUT, YAĞMUR SUYU DEPOLAMASI ÇALIŞMASININ İLİMİZDE DE BAŞLATILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ
CHP Burdur İl Başkanı İzzet Akbulut; “Burdur Gölümüzün yeterli oranda beslenemediği, kaynakların yetersiz olduğu, buharlaşmanın fazla olduğu, çevredeki sulu tarımın, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin, kontrolsüz sondaj kullanımının, göle atıkların gibi örneklerle, gölümüzün yağış miktarının az olması, buharlaşma oranının az olmasıyla beraber, yıllar itibari ile göl suyunun azalması söz konusu olduğu katılımcılarımızda bahsetti. Yapılması gerekenler tabi ki gölümüze kaynak yaratmamız gerekiyor. Yıllar itibari ile gerek siyasiler gerek Cumhurbaşkanımız, gerek iktidar partimizin yetkilileri bu anlamda bazı sözler verdiler aslında. Özellikle Eldere’den su getirilmesiyle alakalı sözler verilmişti. Bunların dışında aklıma gelen önerilerden bir tanesi de Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde sanırım yağmur suları ile alakalı bir depolama çalışması başlatılmıştı. Hemen akabinde Ankara Büyükşehir belediyemizde aynı şekilde bir çalışma başlattı. İlimizde de bu tarz çalışmaların uygun olacağı kanaatindeyim” dedi.
REKTÖR KORKMAZ: “FARKLI KESİMLERLE KONUYU TARTIŞMAK, PROBLEM ÇÖZÜMÜ BAKIMINDAN ÖNEM TAŞIYOR”
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz; “Tabii bütün şehrin tamamını ilgilendiren meselelerde tüm kesimlerle konuyu tartışmak, konunun bütün boyutlarını herkesin kendi açısından ortaya koyması problemler bakımından, problemlerin çözümü bakımından büyük önem taşıyor” dedi.
“ADA ÇAYINDA CAN SUYU DIŞINDA SU VERİLMEDİ, 2. ÜRÜN ALINDI”
Rektör Prof. Dr. Korkmaz konuşmasının devamında, “Daha az su kullanan tarımsal faaliyetler ile idareli kullanabileceğimiz teknolojik-teknik yöntemlere dikkat çeken Rektör Korkmaz; “Biz Üniversite olarak hem büyükbaş hem küçükbaş olarak çalışıyoruz. Ama; yaklaştığımız yer sadece Burdur Gölü için değil,  bütüne yönelik bir çalışma yürüttüğümüz için,bizim orada söyleyeceğimiz sözler başka türlü olabilir. Küçükbaş başka bir şey. Yine üniversite içerisine Lisinia grubu ile yürüttüğümüz 650 dekarlık bir kuru tarım, lavanta, ada çayı ve kekik… Bir dönemde ada çayında dikim esnasında can suyu dediğimiz su dışında hiçbir su verilmediği halde örtülüde en zayıf toprakta 2. ürün aldığımız oldu” diye konuştu.
ERCENGİZ: “DOĞAL OLARAK SU İHTİYACI ARTTI”
Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, “Çok not aldım aslında ama çözümleri konuşalım. Sonuca giden yol çözümü bulabilmek. Bir kere Burdur Göl havzası bitki örgüsü açısından oldukça farklılaştı. Daha çok su tüketen bitkilerin tercih edilmesi, büyükbaş hayvancılığa geçilmiş olmalı ki; ekonomik anlamda önemli bir girdi. Biraz önce Adem hocam (rektör) bahsetti.  Bir bütün olarak değerlendirdiğimizde göle su getireceğiz diye vatandaşı  ticari yada o ekonomik kaynaktan vaz geçirme ihtimalimiz yok. Ancak; biraz şöyle geçmişe baktığımız zaman Burdur da büyükbaş hayvancılığı hiç yok değil. Geçmişte de vardı. Geçmişte Burdur’da büyükbaş hayvancılık yapılırken, tarım ve ziraat daha çok suyu az tüketen, kışında yem bitkisi olarak kullanılabilecek buğdaygillerden birçok bitkinin ekilip dikilmesiyle sağlanıyordu. Şimdi süt verimini artırdık. Et verimini artırdık ama bir  yandan da hayvanın tükettiği yem bitkisini artırmak zorunda kaldık. Doğal olarak suya olan ihtiyacımızı arttı” hatırlatmasında bulundu.
ERCENGİZ: “ÇİNE OVASINDAKİ İÇME SUYU 10 METREDEN 50 METREYE ÇEKİLDİ”
Başkan Ercengiz, “İskender hocamın konuşmasını dikkatle izledim. Bütün olarak takip ettiğini biliyorum. Uzunca süredir Burdur Gölü’nü takip ediyor. Hem içindeki yaşam çeşitliliği ve çevresi açısından oldukça verimli çalışmalar yaptığını görüyorum. Ancak İskender hocamın bir cümlesi beni oldukça karamsar hale getirdi. Yani Burdur Gölü’nün artık geçmişte bizde dile getirmek zorunda kaldık. Burdur Gölü için yapılacak ne varsa hemen yapmak zorundayız. Şimdi kaçak sondajlarla ilgili bizim bir iddiamız vardı. Fakat Bölge Müdürümüz yer altı sularının Burdur Gölü’nün kayıp kaçak dahilinde olmadığını yani yer altı sularının Burdur Gölü’nü çekilmesine ver su kaybetmesine çok doğrudan etkili olmadığına ifade etti. Bu beni biraz şaşırttı. Ancak havzayı bir çanak bir bütün olarak düşündüğümüzde bizim bugün 2015 yılında sadece 10 metre Çine Ovası’nda çekilen içme suyumuzu şu anda 50 metrelere kadar gittiğini söyleyebilirim” dedi.
ERCENGİZ: “DOĞRU BİR SU REJİMİ UYGULANMALI”
Başkan Ercengiz konuşmasının devamında, “Kayıp kaçakları bir kenara bırakalım yağmur suyunun Burdur Gölüne kavuşmasıyla ilgili yağmur suyu drenaj hattımızı 25-50 kilometreye yakın bir ölçeğe çıkardık. Yani bir yağmur suyunun Burdur Gölü’ne kavuşmasıyla ilgili drenaj çalışmasını gerçekleştirdik. Burdur Gölünün en önemli kaynaklarından birisi şu anda Burdur kent Merkezi’nin atık su deşarjı. Yıllık 10 milyon metre küp su üretiyoruz. Bunun 4,5 milyon metreküpü kullanılıyor. 6,5 milyon metreküpü de Burdur Gölüne deşarj olarak ulaştırılıyor. Yani bizim aslında baktığımızda Burdur Gölünü beseleyen kaynaklar üzerine yapılan barajlar, setler ve göletlerle ilgili doğru bir su rejimi uygulamamızda fayda olduğunu düşünüyorum” diye konuştu Çünkü başka kaynağın olmadığına dikkat çekti.
“ELDERE’NİN KAYNAK OLARAK VERİLEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”
‘Eldere’nin kaynak olarak Burdur’a verilebileceğini düşünmüyorum’ diyen Başkan Ercengiz, “İskender hocam bahsetti taze bir su kaynağının acı, tuzlu göle verilmesi çok mantıklı olmayacağını ifade edecekler, ki geçmişte ettiler. Orman bakanımıza arz etmiştim. Çokta mantıklı bulmamıştı. Ancak 2019 yerel seçimleri öncesi sayın Cumhurbaşkanımızın sözü bizi ümitlendirdi. Belki olabilir mi dedik. İnşallah diyelim. Başka bir kaynak bulamaz isek eğer, bizim gölü besleyen kaynaklar üzerindeki yapılan setlerden, barajlardan Burdur Gölü’ne mutlaka belirli ölçekte suyu kazandırmamız gerekiyor” dedi.
VEKİL UĞUR, TİCARİ MANTIKLA DEĞERLENDİRMEDE BULUNDU
Burdur Gölü’ndeki su kaybını ticari mantıkla değerlendiren Ak Parti Burdur Milletvekili Yasin Uğur, “Ticarette de bu böyledir. Eğer bir işletme zarar ediyorsa öncelikle tasarruf yoluna gidilir. Giderler kısılmaya çalışılır. Daha sonra bir kaynak bulunur ve sermaye artırımına gidilir. Bu bakış açısı ile baktığımız zaman bir çok tespiti sunumda da gördük. Kaçaklarla ilgili durumlar ne kadar etkiliyor. Ama onların etkilerini ortadan kaldırdıktan sonra da buraya mutlaka ve mutlaka bir giriş olması lazım. Şimdi buharlaşmayı önleyemiyoruz. Çünkü buna gücümüz yetmiyor. Bu Allah tarafından gelen bir şey. Yağmurlarla alakalı iklimsel değişiklikler de bizim işimiz değil ona da yapacak bir şeyimiz yok. Onu da Allah verirse verecek. Dolayısıyla bir kaynak için bir çalışma yapmamız lazım. Daha öncelerden Bayram bey belki bahsedecek Eldere ile ilgili bir çalışma vardı. Onunla ilgili çalışmalar yaparken biz Isparta’nın ileri arıtma suyun göle aktarılması, bunların tespiti, buharlaşmadan ne kadar kaybımız var? Buradan gelecek su. Bunu ne kadar karşılayacak? Gölde her hangi bir değişikliğe olumlu yada olumsuz katkısı olacak mı? Bunların değerlendiresi yapılmıştı o zaman. Tabii hemen olabilecek bir proje değil belki. İcraata geçmek bakımından bunların yapılması gerekiyor” dedi. Burdur Gölü konusunda  üzerine düşen görevi yapmaya hazır olduğu belirtti.
GÖKER: “SİYASİ İRADE EKSİKLİĞİ VAR”
CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, “Burada Sayın Bölge Müdürümüz dedi ki yer altı su kaynakları stabil, yağmur ve buharlaşma sabit ama gölde çekilme var. Bu bana şunu söylüyor istatistiki olarak; demek ki; göl, akarsu ve derelerden beslendiğine göre giriş kaynakların bir blok söz konusu. Bu blok kaynakları ile diğer oransal veriler sabit olduğuna göre girişlerde bir kısıtlama var. Kendimce çıkardığım maddeler neydi, yağmurların azalması, buharlamanın olması, sulu tarım. Maden ocakları göletler, vahşi sulama ve kaçak sondajlar. Elbette yağışların azalması ve buharlaşması bizim elimizde olan etkenlere bağlı değil. Diğerleri bizim önleyebileceğimiz, yada beşeri olarak bunların önüne geçebileceğimiz bir şey söz konusu. Şimdi; söylenenlere baktığımız zaman 2015 yılından bu yana Burdur Gölü’nün eylem planı ve genelgesinde o toplantı da bende vardım. Sayın Veysel Eroğlu’nun söylediği evsel arıtma tesisinin yapılması, ziraat ve hayvancılık kaynaklı kirliliğin önüne geçilmesi. taş ocağı, havza su izlenmesi gibi. Yani 2015 yılında da aslında bugün konuştuklarımız söylenmiş. Demek ki burada eksik olan yada yapılması planlanan bir siyasi irade eksikliği var. Hale kaçak sondaj sayısı 1500 civarında ise demekki denetleme konusunda bir sıkıntımız, bunu takip konusunda görevi yapmayışımız söz konusu” diye konuştu.
ÖZÇELİK: “İCRAATE GEÇİLMEDİĞİ KONUSUNDA HEM FİKİRİZ” DEDİ
AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, “İcraata geçmek gerekiyor. Arkadaşlarda söyledi. Siyasi iradeden bahsediyor. Biz baştan beri  de bu iradeyi yeni yönetimde bir iktidar bir milletvekili olarak Tarım Bakanlığımıza taşıdık. Tarım Bakanlığımızda toplantılar yaptık. DSİ Genel Müdürü, Su yönetimi  Genel  Müdürü ve  daire başkanlarıyla görüşmelerde bulunduk. Bu konuyu Cumhurbaşkanımızın Burdur Gölü ile ilgili süreci anlatmaya çalıştık. Kuruyan göller içerisinde Burdur Gölü’nün durumu, her imkanda ve her fırsatta biz göldeki bu durumu paylaşıyoruz. Basınımız zaten gündeme getiriyor. Yine bizlerde hakeza bu konuları gündeme getiriyoruz. Ama icraata geçilmediği gibi bir kanaati şu an için daha objektif kararlar alınarak icraata geçilmediği konusunda hem fikiriz. Orada farklı bir görüş yok” açıklamasında bulundu.

Halil İbrahim KARA