8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, ülkemizde 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. Dünya Kadınlar Günü, sosyal bir yara olan, “kadına şiddet” konusunda toplumsal farkındalık yaratmak için önemli bir fırsat olarak görülmelidir

Kadın cinayetleri toplumumuzda hala kanayan bir yaradır. Ülkemizde her yıl sayısız kadın cinayetlere kurban gitmektedir. Nitekim AKP döneminde kadına şiddet vakalarında inanılmayacak oranlarda artışlar yaşanmaktadır. Bunun son örneği de, İstanbul Sözleşmesi üzerinden kadınlara yönelik başlatılan sistematik saldırılarda görülmektedir.

İstanbul Sözleşmesi, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı devletin yapması gerekenleri içeren uluslararası hukuki bir belgedir. Söz konusu sözleşme, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını öngören ve kadına karşı sokakta ya da evde şiddetin önlenmesini amaçlayan hukuki bir belgedir ve Türkiye Cumhuriyeti de altına imza attığı bu sözleşmenin gereklerini yapmak zorundadır.

İstanbul Sözleşmesi bazı kesimler tarafından iddia edildiği gibi yuva yıkmamakta, sadece kadınların şiddetten korunmasını amaçlamaktadır. 2011 yılında imzalanan ve kadına yönelik şiddete karşı devletin atması gereken adımların belirlendiği sözleşme bugün tam olarak uygulansaydı, birçok kadın hala hayatta olacaktı.


Yine, Dünya Ekonomik Forumu Cinsiyet Eşitliği Raporuna göre ülkemiz 153 ülkenin bulunduğu sıralamada 130. sırada yer almıştır. Cinsiyet eşitliği listesi hazırlanırken, kadınların ekonomiye katılımı, fırsat eşitliği, eğitim imkânları, sağlık ve kadının siyasi olarak güçlendirilmesi gibi kriterlere bakılmaktadır. Söz konusu rapor ülkemizde kadınların durumunu tüm açıklığı ile gözler önüne sermektedir.

Tüm kadınlarımızın daha özgür olacakları ve sosyal hayata katılımlarının çok daha yüksek düzeylerde sağlanacağı günlerde buluşmak dileğiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlarım.