Burdur İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Reha Sermed Aygören, “Tüberküloz, birey ve toplumda sağlığın yanı sıra, ekonomik ve psiko-sosyal kayıplara da neden olmakta, tedavi uyumu ve uzun süreli tedavilerin sürdürebilmesi için sosyal ve ekonomik destekler verilmesi gerekmektedir” dedi

Burdur İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Reha Sermed Aygören, “3-9 Ocak Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası” nedeniyle açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Aygören’in açıklamaları şöyle: “Verem Eğitim ve Propaganda Haftası” 1947 yılında kutlanmaya başlamıştır. Her yıl ocak ayının ilk pazar gününden başlayan haftada kutlanan Verem Eğitim ve Propaganda Haftası’nın amacı verem konusunda toplumun bilgilendirilmesi ve bu hastalığa bütün kesimlerin dikkatinin çekilmesidir. Bu amaçla sempozyumlar ve konferanslar düzenlenir, okullarda kompozisyon ve resim yarışmaları yapılır, vatandaşa hastalıkla ilgili eğitim verilir, afiş ve broşürler dağıtılır, yazılı ve görsel basına bilgi verilir.
TÜBERKÜLOZ HASTALIĞININ ETKENİ
Tüberküloz etkeni Mycobacterium tuberculosis complex basilleridir. Yavaş çoğalır, kültürde 2-6 haftada üreyen ve oksijenli ortamda yaşayan bir basildir. Asit ile boyayı vermediğinden aside dirençli basil (ARB) denilir.
TÜBERKÜLOZUN BULAŞMASI
Tüberküloz basili hava yolu ile bulaşır. Basilin kaynağı, tedavi görmemiş veya düzenli tedavi görmeyen aktif akciğer ve larinks tüberkülozu olan hastalardır. Hasta insanlardan öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan mikrobun solunum yolu ile alınması sonucu bulaşır. Tedavi edilmeyen her hasta yılda 5-15 kişiyi enfekte eder. Balgam yayması pozitif olan ve akciğerinde kavitesi bulunan hastalar daha fazla basil saçarlar. Basil kaynağı (TB hastası) ile karşılaşma süresi, ortamın genişliği ve havalanması basilin bulaşmasında önemlidir. En çok hastanın aile bireylerine ve yakın çalışma arkadaşlarına bulaşma olur. Tedavi ile basil sayısı çok kısa sürede azalır. Hastaların çoğunda ortalama 2-3 haftada bulaştırıcılık yok olur.
TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYONU VE HASTALIĞI
Tüberküloz enfeksiyonu ve tüberküloz hastalığı birbirinden farklıdır. Tüberküloz enfeksiyonu vücutta tüberküloz basilinin sessiz durduğu ve adeta hapsedildiği bir durumdur. Tüberküloz enfeksiyonu basilin vücuda girmesinden sonra 8-10 haftada tüberkülin deri testinin (TDT) pozitifleşmesi ile kendini gösterir. Tüberküloz enfeksiyonu olan kişilerin yaklaşık yüzde 5-15’inde yaşamlarının bir döneminde tüberküloz hastalığı gelişme riski vardır.  Tüberküloz hastalığı tüberkülozla ilgili klinik belirti ve bulguların ortaya çıktığı duruma denir. Hastalığın gelişmesine yol açan, vücut direncini düşüren, bağışıklığı etkileyen hastalıklar ve etkenler vardır. HIV/AIDS vücut direncini en çok düşüren hastalıktır. Bunun dışında başta diabetes mellitus, kronik böbrek yetmezliği, bazı kanserler, ilaç ve alkol bağımlılığı, tütün kullanımı, silikozis olmak üzere bazı kronik hastalıklar da vücut direncini düşürür. Bebek ve çocuklarda vücut direnci düşük olduğundan hastalığa yakalanma riski fazladır. Tüberküloz hastalığı saç ve tırnak hariç tüm doku ve organları tutabilir, tuttuğu doku ve organa göre bulgu ve belirti gösterir, ancak en çok akciğerlerde görülür (yüzde 60-70). Hastalığın tuttuğu diğer organlar arasında en sık görülenler; plevra, lenf bezleri, kemikler, böbrekler ve beyin zarlarıdır (menenjit).
TÜBERKÜLOZ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ
Genel yakınmalar: Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, çocuklarda kilo alamama, ateş, gece terlemesi vb. olabilir. Solunum sistemi yakınmaları: Öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, göğüs-sırt-yan ağrısı, nefes darlığıdır. Larinks tüberkülozu ses kısıklığı yapabilir. Diğer organları tutan tüberküloz hastalığında ilgili organa ait bulgular olabilir (lenfadenopati, hematüri, eklemde şişlik vb.). İki-üç haftadan uzun süren ve non-spesifik antibiyotik tedavisi almış olmasına rağmen klinik yanıt alınamayan öksürükte tüberküloz hastalığından şüphelenmek gerekir.
TÜBERKÜLOZ TANISI
Tüberküloz hastalığının kesin tanısı, balgamda verem mikrobunun gösterilmesi ile konulur. Basilin mikroskopta gösterilmesi ya da kültürde üretilmesi gereklidir. Hastanın semptomları ve röntgen bulguları, hastalıktan şüphelenmeyi sağlar. Semptomlar yavaş gelişir. Akciğer tüberkülozu akciğer röntgen filminde bazı belirgin değişikliklere yol açar. Bu değişiklikler doktorun tüberkülozdan şüphelenmesine yol açar. Tüberküloz tanısında kullanılan deri testi (TDT) vücutta mikrobun olduğunu gösterir. Tüberküloz enfeksiyonu veya tüberküloz hastalığı olabilir. Bu konudaki değerlendirmeyi ilgili doktor yapar.
BİLDİRİM VE KAYIT
Tüberküloz, bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında tanı konulan hastaların 24 saat içinde ilgili ilçe sağlık müdürlüğüne/toplum sağlığı merkezine bildirilmesi gereklidir. Tanı konulan tüm tüberküloz hastaları verem savaş dispanserinde kaydedilir.
TÜBERKÜLOZ HASTALIĞININ TEDAVİSİ
Ülkemizde tüberküloz tedavisi ücretsizdir. Tüberküloz tedavisi standarttır. Bu standart tedavi, hastanede ya da dispanserde aynı şekilde düzenlenir. Yeni tüberküloz hastalarının tedavisinde standart tedavide genellikle iki ay 4 farklı ilaçla ve dört ay 2 ayrı ilaçla olmak üzere 6 aylık tedavi uygulanmaktadır. Tedavide kullanılan bütün ilaçlar verem savaşı dispanserlerinden ücretsiz verilir. Tedavide verilen ilaçların düzenli içilmesi çok önem taşır. Çünkü hastaların bir kısmı tedaviyi terk etmekte ve toplumda basil saçmayı sürdürmektedirler. Hastanın ilaçlarını içtiğinden emin olmak için her doz ilacı bir sağlık personelinin veya başka bir görevlinin gözetiminde içirtmek en uygun yoldur. Buna doğrudan gözetimli tedavi (DGT) denir. Tedavinin dispanserde ya da hastanede başlanması gerekir. Aylık takiplerinin de dispanserde yapılması uygundur. Tedaviyi sonlandırana kadar özenle sürdürmek gerekir.
DİRENÇLİ TÜBERKÜLOZ
Tüberküloz tedavisinde ilaçlar eksik ya da düzensiz kullanılırsa hastalık iyileşmez, tedavisi güçleşerek dirençli tüberküloz gelişebilir. Özellikle çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD-TB) (İzoniyazid ve Rifampisin’e direnç) tüm dünyada önem arz etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre dünya genelinde yeni olguların yüzde 3,3’ü ve önceden tedavi görmüşlerin yüzde 17,7’si Rifampisin dirençli (RD) TB veya ÇİD-TB’dir. Türkiye’de 2019 yılında tespit edilen 11.401 vakanın 127’si çok ilaca dirençli tüberküloz hastasıdır. Bunların 93’ü yeni olgu iken 34’ü önceden tedavi görmüş olgudur. Toplam TB vakalarında ÇİD-TB oranı yüzde 2,3, yeni olgularda yüzde 1,8 ve önceden tedavi görmüş olgularda yüzde 9,1’dir. 127 ÇİD-TB vakasının yüzde 64,6’sı erkek (82 hasta), yüzde 35,4’ü (60 hasta) kadındır. Hastaların 82’si (yüzde 64,6) Türkiye doğumlu iken, 45’i (yüzde 35,4) yabancı ülke doğumludur. Dirençli tüberkülozun daha ileri aşamasında bazı ikinci seçenek ilaçlara da direnç gelişmektedir, bu duruma yaygın ilaç direnci denmektedir (YİD-TB). DSÖ tahminlerine göre ÇİD-TB olgularından yüzde 6,0’ı yaygın ilaç dirençlidir. Türkiye’de 2019 yılında tespit edilen 11.401 vakanın 8’i yaygın ilaç dirençli tüberküloz hastasıdır. Bu hastaların 6’sı da yabancı ülke doğumludur (Azerbaycan (2), Kırgızistan, Türkmenistan (2), Ukrayna). Hastaların 5’i erkek, 3’ü kadındır. Ülkemizde dirençli tüberküloz hastalarının tedavisi Ankara Atatürk, İstanbul Yedikule, İstanbul Süreyyapaşa, İzmir Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ve bazı üniversite hastanelerinde yapılmaktadır.
TEMASLI MUAYENESİ VE KORUMA TEDAVİSİ
Bulaştırıcı tüberküloz hastası ile aynı havayı paylaşan ve tüberküloz basiline maruz kalan kişilere “temaslı” denir. Tüberküloz hastası ile teması olan kişide enfeksiyon gelişimini önlemek ve tüberküloz enfeksiyonu olan kişide tüberküloz hastalığı gelişimini önlemek amacıyla koruyucu ilaç tedavisi verilmektedir. Tüberküloz hastasının aile bireyleri ve diğer temaslıları dispanserlerde ücretsiz olarak muayene edilir ve gerekli tetkikleri yapılır. Temaslı muayenesi sonucunda hasta olduğu tespit edilenler tedavi edilir. Hasta olmayan fakat tüberküloz olma riski taşıyan kişilere koruma tedavisi verilir. Koruma tedavisi tek ilaçla ve 6 ay süreyle verilir. Bu tedavinin hastalanmayı yüzde 90’a varan oranda önlediği bilinmektedir.
VEREM AŞISI – BCG (BACİLLE CALMETTE GUERİN)
BCG aşısı özellikle çocuklarda kanla yayılan ve ağır seyreden tüberküloz hastalığını (menenjit ve miliyer TB) önlemede etkilidir. Ülkemizde BCG aşısı doğumdan sonra 2. ayını bitiren bebeklere aile sağlığı merkezleri ve verem savaşı dispanserlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Aşı zamanı geçirilirse 6 yaşa kadar yapılabilir, ancak bu durumda önce tüberkülin deri testi (TDT- PPD) yapılması gerekir.
TÜBERKÜLOZ HASTALARINA YÖNELİK PSİKO-SOSYAL VE NAKDİ YARDIM
Tüberküloz, birey ve toplumda sağlığın yanı sıra, ekonomik ve psiko-sosyal kayıplara da neden olmakta, tedavi uyumu ve uzun süreli tedavilerin sürdürebilmesi için sosyal ve ekonomik destekler verilmesi gerekmektedir. Bakanlığımız ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında 12.12.2017 tarihinde yapılan protokol çerçevesinde “Psiko-Sosyal ve Mali Kayıp Yaşayan Tüberküloz ve SSPE Hastalarına Yönelik Düzenli Nakdi Yardım Programı” başlatılmıştır. Program kapsamında ekonomik ve sosyal güçlükler yaşayan tüberküloz hastalarımıza 2018 yılı Ocak ayından itibaren nakdi yardım verilmeye başlanmıştır.
DÜNYADA TÜBERKÜLOZ HASTALIĞININ DURUMU
Tüberküloz halen dünya genelinde önemli bir halk sağlığı problemidir Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biri tüberküloz basili (Mycobacterium tuberculosis) ile enfektedir. Bu insanların yüzde 5-15’inde yaşamlarının bir döneminde tüberküloz hastalığının ortaya çıkma riski olduğu kabul edilmektedir. Tüberküloz çoğunlukla ekonomik olarak üretken yaş grubundaki erişkinleri tutmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) “Küresel Tüberküloz 2020 Raporu”na göre dünya genelinde tüberküloz görülme sıklığı (insidans) ve tüberkülozdan ölümler düşmektedir. Dünya genelinde 2019 yılında 10 milyon yeni tüberküloz hastası ortaya çıkmıştır. Bunların yaklaşık 5.6 milyonu erkek (≥15 yaş), 3.2 milyonu kadın (≥15 yaş) ve 1.2 milyonu çocuktur (15 yaşından küçük). Tüberküloz hastalarının üçte ikisi 8 ülkededir (Hindistan, Endonezya, Çin, Filipinler, Pakistan, Nijerya, Bangladeş ve Güney Afrika). Tüberküloz dünya genelinde en çok ölüme neden olan ilk 10 sebepten birisidir. Tek bir enfeksiyon ajanından olan ölümlerin en sık nedenidir. Dünya genelinde 2019 yılında 1.4 milyon insan tüberkülozdan hayatını kaybetmiştir (Bunlardan yaklaşık 208.000’i HIV+TB hastasıdır). Tedavi edilmezse tüberküloz hastalarında ölüm oranı yüksektir. Uygun/yeterli tedavi almayan HIV- negatif TB hastalarının ortalama yüzde 45’inin, HIV(+) TB hastalarının hemen hemen tamamının hayatını kaybedeceği bildirilmiştir. DSÖ tahminlerine göre, dünya genelinde 2000-2019 yılları arasında TB tanı ve tedavisi ile 63 milyon hayat kurtarılmıştır. 2019 yılında yaklaşık 500.000 yeni vaka Rifampisin dirençlidir ve bunların yüzde 78’i çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD-TB) hastasıdır. Dirençli olguların yaklaşık yarısı Hindistan (yüzde 27), Çin (yüzde 14) ve Rusya Federasyonundadır (yüzde 8). ÇİD-TB olgularında dünya genelinde tedavi başarısı oranları düşüktür (yüzde 57). Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan Küresel Tüberküloz 2020 Raporu’nda tüm ülkeler için tahmini tüberküloz insidans (estimated incidence) ve mortalite hızları hesaplanmaktadır. Türkiye’nin 2019 yılı tahmini TB insidans hızı yüzbinde 16, TB mortalite hızı yüzbinde 0,39’dur Aynı raporda Türkiye’nin 2018 yılı yeni ve nüks olgularındaki tedavi başarısı da yüzde 85’tir. Türkiye 53 ülkeden oluşan DSÖ Avrupa Bölgesinde yer almaktadır.
TÜRKİYE’DE TÜBERKÜLOZ HASTALIĞININ DURUMU
Türkiye’de tüberküloz görülme sıklığı (insidans) her yıl yaklaşık yüzde 3-4 oranında azalmaktadır. Ülkemizde 2019 yılında verem savaşı dispanserlerine kayıtlı toplam TB vaka sayısı 11.401’dir. 2019 yılı TB hastaların yüzde 93,6’sı (10.669 kişi) yeni TB olgusu, yüzde 6,4’ü (732 kişi) önceden tedavi görmüş olgulardır. Toplam 11.401 hastanın 6.671’i (yüzde 58,5) erkek, 4.730 (yüzde 41,5) kadındır. Hastaların 7.433’ünde (yüzde 65,2) akciğer tüberkülozu varken, 3.968’inde (yüzde 348) akciğer dışındaki organlar (lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin vb.) tutulmuştur. 2019 yılı hastalarının yüzde 12,8’i (1.454 hasta) yabancı ülke doğumlu hastadır. Yabancı ülke doğumlu TB hastalarında 522 kişi ile (yüzde 35,9) Suriye doğumlular birinci sırada gelmektedir. Suriye doğumlu hastalardan sonra sırasıyla Afganistan, Türkmenistan, Pakistan, Azerbaycan doğumlular sıktır.”

HABER MERKEZİ