GÖNÜLLERE DOKUNACAK BİR BULUŞMA BURDUR’DA YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ
Gönüllere Dokunacak Bir Buluşma Burdur’da Yoğun Katılımla Gerçekleşti
Dijital Dünyanın Kıskacındaki Çocuklar ve Ailelere Düşen Görevler Konuşuldu
Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile tarafından düzenlenen “Gönüllere Dokunacak Bir Buluşma” programı, geniş katılım ve yoğun ilgiyle gerçekleştirildi. Dijital çağda çocukların karşı karşıya olduğu riskler, aile yapısındaki dönüşüm ve ebeveynlerin yeni dönemde üstlenmesi gereken sorumlulukların ele alındığı program, hem içerdiği mesajlar hem de katılımcı profiliyle dikkat çekti.
28 Nisan saat 20:30 da Necip Fazıl Kısakürek Konferans Salonu’nda düzenlenen program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Tilaveti, 5. sınıf öğrencisi Adem Özden gerçekleştirdi. Küçük yaşına rağmen etkileyici tilavetiyle programa manevi bir atmosfer kazandıran Özden, katılımcılar tarafından takdirle karşılandı.
Programın açılışında Recep Tayyip Erdoğan İmam Hatip Lisesi Müdürü İlhan Tanrıöver bir konuşma yaptı. Açılış konuşmasının ardından Recep Tayyip Erdoğan İmam Hatip Lisesi’nin tanıtım filmi izlendi.
Ardından eğitimci-yazar Zekeriya Efiloğlu sahneye çıkarak söyleşisine başladı. “Dijital dünyanın kıskacındaki yavrularımız ve ailelere düşen görevler” başlıklı söyleşi, salondaki dinleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi. Programa Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik de katıldı.
“Dijital Anne Baba Olmak Zorundayız”
Konuşmasına salondaki katılımcıları selamlayarak başlayan Efiloğlu, bu konferansın sıradan bir program olmadığını vurguladı. Özellikle gençler ve ebeveynler için önemli uyarılarda bulunan Efiloğlu, dijital çağda yalnızca biyolojik anne-baba olmanın yeterli olmadığını, artık “dijital anne baba” olmanın zorunlu hale geldiğini söyledi.
Yapay zekâ, sosyal medya, oyun kültürü, dijital platformlar ve çocukların karakter gelişimi üzerindeki görünmeyen etkilerin konuşulması gerektiğini ifade eden Efiloğlu, “Eğer işaretleri okumazsak yaklaşan tehlikeyi göremeyiz. Çarşamba belli olmadan perşembe anlaşılmaz” sözleriyle dikkat çekti.
Pandemi döneminde yapay zekâ ve dijital dönüşüm üzerine yoğun araştırmalar yaptığını anlatan Efiloğlu, 2045 Avatar Projesi gibi küresel projelere atıf yaparak dijital dönüşümün yalnızca teknoloji değil insan tasarımı tartışmalarını da beraberinde getirdiğini savundu.
Aile Yapısındaki Dönüşüm ve Toplumsal Riskler
Konuşmasında aile yapısındaki değişimlere de değinen Efiloğlu, nüfus düşüşü, yalnızlaşma, aile kurumunun zayıflaması ve boşanma oranlarının artışı gibi başlıkların geleceğin önemli meseleleri olduğunu ifade etti.
“Modern dünya daha mutlu insan ve daha huzurlu toplum vaat etti. Fakat görüyoruz ki teknolojik ve maddi gelişme insanın iç dünyasındaki boşluğu doldurmaya tek başına yetmiyor” diyen Efiloğlu, aile otoritesinin ve ebeveyn rehberliğinin önemine dikkat çekti.
Kadın-erkek rolleri, aile içi sorumluluklar ve toplumun omurgasını oluşturan aile kurumunun korunmasının önemine vurgu yapan Efiloğlu, gençlerin evlilikten uzaklaşmasının ve doğurganlık oranlarının düşmesinin üzerinde düşünülmesi gereken toplumsal meseleler olduğunu dile getirdi.
Dijital Kültürün Çocuklar Üzerindeki Görünmeyen Etkileri
Söyleşinin önemli başlıklarından biri de dijital kültürün çocuklar üzerindeki etkileri oldu.
Çocukların yalnızca okulda ve aile içinde değil, ekran karşısında da şekillendiğini vurgulayan Efiloğlu, müzikten dijital oyunlara, çevrimiçi topluluklardan dijital platformlara kadar birçok unsurun karakter inşasında rol oynadığını söyledi.
Özellikle popüler müzik kültürü, K-pop, oyun dünyası ve sosyal medya içeriklerinin yalnızca eğlence olmadığını belirten Efiloğlu, “Ekran artık yalnız eğlendirmiyor, karakter de biçimlendiriyor” ifadelerini kullandı.
Anne babalara çocukların dinlediği müzikleri, oynadığı oyunları ve takip ettiği dijital grupları tanıma çağrısında bulunan Efiloğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Çocuğunuzun odasına sadece kapıdan bakmayın, dijital dünyasına da bakın. Dinlediği müziği bilin, oynadığı oyunu bilin, takip ettiği grupları bilin. Çünkü bugün karakter inşası yalnız ailede ve okulda yapılmıyor; ekran da çocuk yetiştiriyor.”
Oyunlar, Çevrimiçi Gruplar ve Dijital Tehlikeler
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri dijital tehlikelerin farklı boyutları üzerine yaptığı değerlendirmeler oldu.
Okullarda artan akran şiddeti örneklerinden hareketle çocukların şiddet tahayyülünün yalnız aileden öğrenilen bir şey olmadığını söyleyen Efiloğlu, bazı dijital oyunların ve çevrimiçi kültürün bu konuda etkili olabileceğini ifade etti.
Bir dönem çok tartışılan Mavi Balina benzeri manipülatif oyunlara değinen Efiloğlu, asıl meselenin tek tek oyunlar değil, çocukların içine kapanması, ani ruh hali değişimleri ve görünmeyen dijital etkiler olduğunu belirtti.
Bugünkü dijital oyun ekosisteminin geçmişten çok farklı olduğunu söyleyen Efiloğlu, bazı oyunların yalnız eğlence değil davranış biçimi üreten sistemlere dönüştüğünü dile getirdi.
Şiddetin ödüllendirildiği, kumar mantığına benzeyen ödül mekaniklerinin bulunduğu oyunlar ve Discord benzeri çevrimiçi kapalı gruplar konusunda aileleri uyardı.
“Çocuk odasında yalnız görünürken aslında kimlerle etkileşim içinde? Hangi gruplarda? Kimlerden etkileniyor? Anne baba bunu bilmeli” diyen Efiloğlu, dijital dünyadaki sahte aidiyet alanlarına dikkat çekti.
Anime, Dijital Platformlar ve Algoritmaların Etkisi
Konuşmada animeler, mangalar ve dijital yayın platformları da ayrı bir başlık olarak ele alındı.
Bazı dijital içeriklerin aile, kimlik, şiddet ve ahlak algısı üzerinde sembolik etkiler taşıyabildiğini ifade eden Efiloğlu, Netflix ve Disney gibi platformların algoritmik öneri sistemlerinin çocukların içerik tüketim alışkanlıklarını yönlendirdiğini savundu.
“Bugün algoritmalar sizi sizden iyi tanımaya çalışıyor. Ne izlediğinizi, hangi sahnede durduğunuzu, ruh halinizi veri olarak işliyor” sözleri salonda dikkatle dinlendi.
Bu noktada yasakçılığı değil farkındalığı savunduğunu belirten Efiloğlu, ebeveynlerin dijital platformları ve içerik kültürünü daha bilinçli takip etmesi gerektiğini söyledi.
“İstekle İhtiyacı Karıştırdık”
Ebeveyn tutumlarına dair de değerlendirmelerde bulunan Efiloğlu, çocukların her isteğinin ihtiyaç gibi görülmesinin aile otoritesini zayıflattığını ifade etti.
“Biz yaşamadık çocuk yaşasın, biz alamadık çocuk alsın” anlayışının sınır koyma becerisini zedelediğini söyleyen Efiloğlu, iyi niyetli ebeveynliğin yanında dijital farkındalığın da şart olduğunu vurguladı.
Yoğun İlgi Gören Söyleşi İmza Töreniyle Sona Erdi
Yaklaşık iki saat süren program boyunca katılımcılar söyleşiyi ilgiyle takip etti. Özellikle aileler ve öğrenciler tarafından dikkatle dinlenen konferans sonunda katılımcılar Efiloğlu ile birebir sohbet etme imkânı da buldu.
Konferans salonu girişinde Zekeriya Efiloğlu’nun kitapları tanıtılırken, program sonunda yazar için imza töreni düzenlendi. Etkinliğin ardından katılımcılara helva ikramı yapıldı. Gerçekleştirilen helva ikramı ise etkinliğe manevi ve geleneksel bir dokunuş kattı.
Güllü Nalbat Çataltepe
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)








