58 İL, ÇOK YÜKSEK RİSKLİ GRUPTA!

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Çok yüksek riskli grubu teşkil eden kırmızı kategorideki illerimizin sayısı maalesef nüfusumuzun yüzde 80’ini teşkil eden 58 şehre ulaşmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanlığı tarafından aktarılan habere göre, toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“AŞILAMA ÇALIŞMALARINDA OLDUKÇA İLERİ BİR SEVİYEDEYİZ”

Türkiye, çok partili siyasi hayata geçişle bir üst aşamaya çıkardığı istiklalinin güvencesi olan demokrasi mücadelesini Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle daha da pekiştirmiştir. Kalkınma mücadelemiz ise uzunca bir duraklamanın ardından geçtiğimiz 19 yılda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerle ihtiyacımız olan düzeye ulaşmıştır. Böylesine kritik bir dönemde başlayan koronavirüs salgını ülkemiz için hayal ettiğimiz yeni başlangıç konusunda önümüze tarihî bir fırsat çıkarmıştır. Elbette salgın uygulaya koyduğumuz tedbirlerden etkilenen kesimler başta olmak üzere hepimizin hayatında çeşitli zorluklara yol açmıştır. Sağlık altyapımızın gücü sayesinde kimi ülkelerde hâlâ etkisini sürdüren felaket görüntüleriyle hamdolsun karşılaşmadık. Tedbirleri kimi zaman sıkılaştırarak, kimi zaman gevşeterek salgının olumsuz etkilerini en az seviyede tutmaya gayret ettik. Salgınla mücadelede en önemli araçlardan bir olan aşılama çalışmalarında da oldukça ileri bir seviyedeyiz. Bu süreçte sağlık alanı kadar önemli bir diğer başarımızın üretim, istihdam ve ihracat tarafını sıkı tutmak olduğuna inanıyoruz. Fabrikalarda çarklar hiç durmadı, üretilen ürünlerin iç ve dış pazarlara ulaştırılmasında aksaklığa meydan verilmedi. İhracata yönelik üretim yapan fabrikaların çoğu bu yılın siparişlerini çoktan doldurdular. Kapasite genişleten fabrikalarımız bunun için gereken makineleri bulmakta zorlanıyor. Küresel lojistik ağındaki tıkanıklıklar Türkiye’nin geniş bir havzaya kolayca mal ulaştırma avantajını giderek öne çıkartıyor. Kara yollarımıza, demir yollarımıza, limanlarımıza, hava limanlarımıza yaptığımız yatırımların önemi, tıpkı hastanelerde olduğu gibi bu dönemde daha iyi anlaşıldı. Dün şehir hastaneleri için bize demediklerini bırakmayanlar, bugün niye daha çok hastane yapmadığımızı sorguluyorlar. Aynı şekilde yıllarca bizi ülkenin kaynaklarını taşa, toprağa gömmekle suçlayanlar, şimdi lafı niye güçlü bir üretim ve ulaşım altyapısı kurmadığımıza getirmeye başladılar. Dünyada ve ülkemizde yaşanan her gelişme Türkiye’ye 19 yılda kazandırdığımız tüm yatırımların anlamını çok daha iyi gösterecektir.

 “TEDBİRLERİ EN AKILCI VE MAKUL SEVİYEDE UYGULAYAN ÜLKELER ARASINDAYIZ”

Aziz milletim, son sekiz yıldır neredeyse kesintisiz bir şekilde maruz kaldığımız saldırıları nasıl bertaraf ettiğimizi, kendi oyun planımızla hangi başarıları kazandığımızı anlatırken yaşanan sıkıntıları da göz ardı etmiyoruz. Bilhassa salgın döneminde işleri azalan esnaflarımızın, rezervasyonları iptal olan turizm sektörümüzün, okullardaki yüz yüze eğitimin aksamasıyla programları bozulan öğrencilerimizin durumlarını yakından takip ediyoruz. Devletimizin tüm imkânlarını sıkıntıya düşen kesimleri desteklemek, üretimi ve istihdamı teşvik etmek için sonuna kadar zorluyoruz. Şartların el verdiği her durumda normalleşme adımlarını atarak kısıtlamalardan bunalan milletimize nefes aldırmaya, sıkıntı yaşayan esnafımıza yol açmaya çalışıyoruz. Avrupa başta olmak üzere dünyadaki pek çok ülkeye göre tedbirleri en akılcı ve makul seviyede uygulayan ülkeler arasındayız. Buna rağmen vaka, hasta ve ölüm sayıları arttığında milletimize karşı sorumluluklarımız gereği tedbirleri güncellemek durumunda kalabiliyoruz. Ülkemizi bir an önce salgının yol açtığı cendereden kurtarabilmenin yolu kurallara hassasiyetle riayet ederek salgını tehdit olmaktan çıkarmaktan geçiyor. Her konuda olduğu gibi, ama özellikle salgının tedbirleri hususunda herkesin polisi kendi vicdanı ve aklı olmak mecburiyetindedir. Vaka, hasta ve ölüm sayılarını yakın insani ve ticari ilişkiler içerisinde bulunduğumuz ülkelerden daha hızlı bir şekilde düşüremezsek, küresel normalleşme sürecinin gerisinde kalırız. Bunun ülkemize maliyeti ticaretten turizme kadar her alanda çok daha ağır olacaktır. Vatandaşlarımızı bir defa daha ‘TMM’ diye ifade ettiğimiz temizlik, maske, mesafe kurallarına sıkı sıkıya riayet etmeye davet ediyorum.

KOVİD-19 TEDBİRLERİ

Son bir yıldır her Kabine Toplantımızda olduğu gibi bugün de salgınla ilgili tüm gelişmeleri ayrıntılı bir şekilde değerlendirdik. Aşılamada ileri yaşlardan başlayarak 15 milyon rakamına ulaşmamızın etkilerini sahada görmeye başladık. Bu sayede ileri yaş gruplarının vaka, hasta ve yoğun bakım rakamları içindeki oranları belirgin şekilde azaldı. Genel olarak da her ne kadar vaka sayıları artsa da yatan hasta ve yoğun bakım hastası oranları aynı düzeyde yükselmiyor. Buna rağmen vaka ve hasta, bunun yanında vefat sayılarının artması bizi mevcut uygulamaları gözden geçirmeye mecbur bırakmaktadır. Bilindiği gibi illerimizi vaka, hasta, vefat, hastane kapasitesi ve aşılama gibi kriterlere göre düşük riskli, orta riskli, yüksek riskli ve çok yüksek riskli olarak belirleyerek renklere ayırmıştık. Çok yüksek riskli grubu teşkil eden kırmızı kategorideki illerimizin sayısı maalesef nüfusumuzun yüzde 80’ini teşkil eden 58 şehre ulaşmıştır. Elimizdeki veriler ve yaptığımız değerlendirmeler, bütün bunlar ışığında şu hususları milletimizle bugün paylaşma kararı aldık: Türkiye’nin tamamında sokağa çıkma sınırlaması akşam 21:00 ve sabah 05:00 olarak haftanın her günü devam edecektir. Kırmızı kategorideki illerde sadece Pazar günü uygulanan hafta sonu sokağa çıkma sınırlaması, artık Cumartesi ve Pazar günü olarak sürecektir.

Buna karşılık lokanta ve kafe gibi işletmeler renk ayrımı olmaksızın tüm Türkiye’de yüzde 50 kapasite ve belirlenen diğer kurallara uygun şekilde çalışabilecektir. Kapanma saati sonrası ve sokağa çıkma günlerindeki paket servis hizmeti mevcut hâliyle devam edecektir. Ramazan ayında ise hep birlikte biraz fedakârlık yapacağız. Bu mübarek ay boyunca ülke genelinde hafta sonları sokağa çıkma sınırlaması uygulayacağız. Sadece Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde lokanta ve kafe gibi işletmeler hizmetlerini paket servisle sınırlandırılacaktır. Yine ramazan ayı boyunca ülke genelinde toplu iftar ve sahur gibi etkinlikler gerçekleştirilemeyecektir. Bu uygulamadan etkilenecek lokanta ve kafe gibi işletmecilere mevcut desteklere ilave olarak bazı katkılar sağlayacağız. Nisan ve Mayıs aylarında normalleşme ve ücretsiz izin uygulaması kapsamında sigorta primi desteğinden yararlanamayan lokanta ve kafe çalışanlarımızın da prim yüklerini üstlenecek, ayrıca bunlara kişi başı bin 500 lira nakdi ödeme yapacağız. Vatandaşlarımızdan bayramla birlikte her alanda özgürlüğümüzü gönlümüzce yaşayacağımız bir Türkiye fotoğrafına kavuşmak için bu süreci dikkatle ve hassasiyetle değerlendirmeye davet ediyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.”

Derleyen: Hayal GİRİŞİM-Kaynak: Cumhurbaşkanlığı