Burdur Gölü içerisinden çıkan kabarcıkları yerinde inceleyen  Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle; “İlk belirlemelerimize göre hocalarımızla da beraber görüştüğümüz de de gazla karışık su çıkıyor” dedi

SDÜ Uzaktan Algılama Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Öğretim Görevlisi Jeoloji Müh. Erhan Şener; “Çok büyük bir fark olmamakla birlikte su çıkışını gösteriyor bize. Yeraltı suyu boşalımını gösteriyor. Tabii bunu net söyleyebilmek için su numunesi analizini yapıp, göl suyu ile ilişkilendirmek lazım” açıklamasında bulundu.

Burdur Gölü’nde Halk Plajı muhitinde göl suyu içerisinde çıkan hava kabarcıklarının bazı basın yayın organlarında farklı şekilde yorumlanarak haberlerin yayınlanması üzerine harekete geçen Burdur Valiliği alanında uzman bilim adamlarını gölde inceleme yaptırdı.  Bu amaç ve doğrultuda dün ilimize gelen Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji  Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, SDÜ Uzaktan Algılama Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Öğretim Görevlisi Jeoloji  Müh. Erhan Şener, SDÜ Deprem ve  Jeoteknik Araştırma Merkezi Müdürü  Jelolojizik Müh. Prof. Dr.  Çağlayan Balkaya, SDÜ Deprem ve  Jeoteknik Araştırma Merkezi’nde görevli Öğretim Görevlisi Jeofizik Müh. Olcay Çakmak Burdur Gölü’nde inceleme yaptılar. Termal görüntü alabilen droneler çeşitli açılardan görüntüler alındı, suya ısı farklılıklarının olup, olmadığı ölçüldü. Uranyum, toryum, potasyum iz elementleri ölçümlerinde bulunuldu. Gaz ve tuz ölçümü yapıldı.

PROF. DR. GÜLLE“DURUMU DEĞERLENDİRECEĞİZ. DAHA SONRA GEREKLİ AÇIKLAMALARDA BULUNACAĞIZ”
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, “Bugün burada göl içinde çıkmakta olan hava kabarcıkların ne olduğunu anlamak için buradayız. Benim uzmanlık alanım değil, ama Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Deprem Araştırma Merkezi’nden,  Uzaktan Algılama Merkezi’nden jeoloji bölümünden hocalarımız geldiler. Mevcut imkânlar ölçüsünde bir takım ölçümler ve görüntüler aldılar. Gölde suyun tuzluluğunu ve sıcaklığını ölçtük. Durumu değerlendireceğiz. Daha sonra gerekli açıklamalarda bulunacağız” dedi.
PROF. DR. GÜLLE “GAZLA KARIŞIK SU ÇIKIYOR”
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Prof. Dr. İskender Gülle, “İlk belirlemelerimize göre hocalarımızla da beraber görüştüğümüz de de gazla karışık su çıkıyor. Bu tür kaynaklardan aslında göl kenarında bir sürü mevcut yani. Sadece bu kaynak değil, yıllardır gözlemlediğimiz olay” açıklamasında bulunarak ülke gündeminde geniş yer bulan haberlerden sonra insanlarda oluşan düşüncelere açıklık getirmiş oldu.

SADECE YER VE DURUM DEĞERLENDİRMESİNDE BULUNULDU
Prof. Dr. İskender Gülle; Gaz örneği almadıklarını,  sadece durum ve yer değerlendirmesinde bulunduklarını sözlerine ekledi.

“YERALTI SUYU BOŞALIMINI GÖSTERİYOR”
Drone ile termal görüntü alıp,  suda ısı farklılıkları olup olmadığı tespitinde bulunan  SDÜ Uzaktan Algılama Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Öğretim Görevlisi Jeoloji Müh. Erhan Şener; “Su sıcaklığında anamoli var mı diye ona baktık.  Ama şu anda çok büyük bir anamoli yok. Hocamın ölçümleri neticesinde 01-0.2 derecelik bir fark var. Çok büyük bir fark olmamakla birlikte su çıkışını gösteriyor bize. Yeraltı suyu boşalımını gösteriyor. Tabii bunu net söyleyebilmek için su numunesi analizini yapıp, göl suyu ile ilişkilendirmek lazım. Göl suyunda farkına bakıp, orada kesin bir yer altı suyu çıkışı vardır denebilir analizlerden sonra” diye açıklamada bulundu.
GÖLDEN TAVA İLE ÇIKTI
Öte yandan gölde inceleme yapan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İskender Gülle, gölden çıkarken gördüğü yemek tavasını sudan alması da dikkatlerden kaçmadı. Göl kıyı şeridi boyunca bira, rakı ve pet şişelerle dolu olması dikkat çeken detaylar arasında yer aldı.

BURDUR GÖLÜNDE SU VE GAZ ÇIKIŞI UZUN YILLARDIR MEVCUT
Çağdaş Burdur Gazetemizde de geçmiş yıllarda yayınlanan haberler de bilim adamları tarafından çekilen Burdur Gölü yataklarında yeraltı suyu ile birlikte gaz çıkışları tespit edildiği Burdur gündemine taşınmıştı.  SDÜ Havaalanı yakınları Senir yolu üzerinde gaz çıkışı olan kuyuların ateşe verildiğinde yandığı görülmüştü. 2016 yılında yayınlanan haberimizde, Burdur Gölü’nde 2002 yılından bu yana çıkan gazları gözlemleyen Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Coğrafya Profesörü Nurfettin Kahraman; “Binlerce yıldır çıkan gazın Burdur Gölü suyunun çekilmesi ile birlikte açığa çıktı. Gökçebağ (çerçin)’de çekilen göl yatağında çıkan metan gazı rezervi araştırılmalı. Sonucun olumlu çıkması halinde depolanarak yapılacak dönüşüm santrali ile gerek bölge halkı hanelerinde gerekse kurulacak seralarda ısınma amaçlı kullanımı sağlanmalıdır” demişti.
Gökçebağ sınırları içerisinden geçen Isparta -Burdur dağ yolu yamaçlarda bulunan hidrojen sülfürlü su kaynağı da, gazlı su kaynaklarına örnek oluşturduğunu açıklayan Prof. Doktor Kahraman; “Isparta merkeze bağlı Yakaören Köyü’nde Isparta Belediyesi tarafından yapılan su sondajında çıkan zehirli gazlar da, bölgede önemli bir  gaz rezervinin bulunduğunu düşündürmektedir. Bu bakımdan Burdur  Gölü Havzası ve yakın dolaylarında yapılacak kapsamlı bir çalışma ile bölgenin gaz rezervi belirlenmeli, bunun değerlendirilmesine gidilmelidir” açıklamasında bulunmuştu.

BURDUR’UN SÖNMEYEN ATEŞLERİ
Açıklamasına ‘Burdur’un sönmeyen ateşleri’ olarak başlayan Profesör Doktor Nurfettin Kahraman, “Burdur Gölü’nde çekilen alanlarda yaptığımı ilk araştırmama Burdur’da görev yaptığım yıllarında başladım. Yaptığım araştırmalara göre; Burdur Gölü’nün su seviyesi, 1960’lı yılların başlarından beri DSİ Burdur Şube Müdürlüğü elemanları tarafından ölçülmektedir. Ölçüm yılları içinde gölün ulaştığı en yüksek seviyeye 1971 yılının Mayıs ayında 857 metreye ulaşılmıştır.  Burdur Depremi de 12 Mayıs 1971 yılında meydana gelmiştir. Depremi takip eden ve günümüze kadar gelen zaman içinde Burdur Gölü su seviyesi giderek düşmüş ve bugünkü tablo ortaya çıkmıştır.  Burdur’da bulunduğumuz 1994 – 2009 yılları arasında Burdur Gölü’nün su seviyesi ile ilgili saha çalışmaları da yaptık. Bu gözlemlerimizde özellikle göl suyunun çekildiği alanlardaki gözlemlerimize daha fazla ağırlık verdik. 2003 yılının güz aylarında belirtilen çalışmalarımız esnasında sığ olmaktan dolayı gölün en fazla çekilme gösterdiği kuzeydoğu kesimde ve üç noktada metan gazı çıkışlarına rastladık. Gaz çıkışlarının meydana geldiği noktalarda, metan gazı ile birlikte yoğun çamurlu sular da kaynama yapar şekilde çıkmaktadır. Metan gazı çıkışının olduğu noktalardan ilki, gölün çekilmesinden sonra ortaya çıkan Burdur’un merkez köyü olan Çerçin (Gökçebağ) ile Isparta’nın Senir kasabasını birbirine bağlayan ham toprak yolun güney kenarında bulunmaktadır. İlk tespitlerimiz sırasında minyatür bir çamur volkanı görüntüsü veren gaz çıkışlarının olduğu yer, geçen zaman içinde küçük çaplı sığ bir kuyu görüntüsü almıştır. Bu kuyu biçimli çukurluk,   gaz çıkışları sonucu giderek derinleşme eğilimi göstermektedir. Çerçin – Senir yolunun kenarında gelişen bu metan gazlı çamur kuyusu diğer iki kuyuya göre daha yeni oluşumludur. İlk metan gazı çıkaran kuyunun yaklaşık 250 metre kadar Güney Doğusunda da ikinci kuyu bulunmaktadır. Bu kuyunun ağzı da gözlem yaptığımız süre içinde giderek genişlemiş ve günümüzde yaklaşık 2 metreye yakın bir genişlik kazanmıştır. Kuyu içindeki çamurlu su seviyesi zaman içinde düşme ve yükselme göstermektedir. İlk kuyuya göre bu kuyudan daha yoğun şekilde metan çıkışı gerçekleşmektedir. Kuyudaki derinleşme bazen 1 – 1.5 metreye kadar olabilmektedir. Kuyuları gözlemlediğimiz ilk yıllarda ikinci kuyudaki metan gazlı çamurlu sular bazen aşırı şekilde yükselerek kuyudan taşmakta ve etrafa yayılmaktaydı. Bulunduğumuz ay (Ekim 2016)  içinde yapmış olduğumuz gözlemlerde bu olayın uzun bir zamandır meydana gelmediğini tespit ettik. Gaz çıkışlarının meydana geldiği kuyuların en büyüğü ve oluşumu en eski olanı, ikinci kuyunun 150 metre kadar güneyindedir. Yaklaşık 3 – 3.5 metrelik ağız çapına sahip olan bu kuyunun derinliği diğerlerine göre çok azdır ve gözlemlerimiz süresince yarım metreyi geçmemiştir. Bununla birlikte kuyunun ağız kısmı geniştir ve yakın yıllara kadar kuyu tabanında su bulunmadığı gibi, gaz çıkışları çok sayıda ağızdan çıkmaktaydı. Son gözlemimizde kuyu ağzının dışa doğru genişleyen muntazam bir ters koni biçimi aldığını, gaz ve suyunda birkaç noktadan çıkış yaptığını gözlemledik.  Çamurlu suyun az, buna karşın gaz çıkışının en yoğun olduğu kuyu üçüncü kuyudur. Yağışın olmadığı günlerde bazen kendiliğinden tutuşan bu kuyu gazları, bir olumsuzluk meydana gelmediği takdirde günlerce, aylarca kendiliğinden yanabilmektedir.  Yanmanın devamlılık gösterdiği durumlarda kuyunun kenarlarındaki killi depolar aşırı ısınmadan dolayı akkor hale gelmektedir. Çerçin Köyü ile Isparta’ya bağlı Senir kasabası arasında, Burdur Gölü’nün çekildiği taban kesimlerinde ortaya çıkan metan gazı çıkışları, Burdur ve Tefenni havzaları içinde ve çevresinde birçok yerde karşılaşılan oluşumlardır. Örneğin Tefenni Havzası’nın Kuzey doğu köşesindeki Akören Köyü yakın doğusundaki linyit kuyu ve galerilerinde, Kozluca kasabasının batısındaki düzlüklerde, Burdur Gölü’nün güneybatısındaki Yazıköy, Yarıköy’de açılan sondaj kuyularında metan gazı ve hidrojen sülfürlü sular çıkmaktadır.   Burdur –  Isparta “dağ yolu” olarak bilinen yolun geçtiği yamaçlarda bulunan hidrojen sülfürlü su kaynağı da, gazlı su kaynaklarına örnek oluşturmaktadır. Isparta merkeze bağlı Yakaören Köyü’nde Isparta Belediyesi tarafından yapılan su sondajında çıkan zehirli gazlar da, bölgede önemli bir gaz rezervinin bulunduğunu düşündürmektedir. Bu bakımdan Burdur Havzası ve yakın dolaylarında yapılacak kapsamlı bir çalışma ile bölgenin gaz rezervi belirlenmeli, bunun değerlendirilmesine gidilmelidir”  değerlendirmesinde bulunmuştu.

( Bilal Altıok – Anadolu Ajansı )

YUMURTA KAYNATMIŞLARDI
Öte yandan halen daha gaz çıkışlarının meydana geldiği Burdur Gölü yatağında 2005 yılından Başkanlığını Hasan Akın’ın yaptığı Burdur Folklor Araştırma Derneği (BURFAD) bir kültür gezisi tertip etmiş, Geziye katılanlara yumurta ekmek ikramında bulunulmuştu. Yaklaşık 1000 adet yumurta büyük bir kazan içerine konuldu. Üzeri suyla doldurulan yumurta kazanı 3 dakika kaynayarak geziye katılanları şaşkına çevirmişti.

ÇOBANLAR KUYUYA LASTİK ATTI
Gölün çekilmesinin ardından gaz çıkışlarının görülmeye başlandığı 2002 yılından buyana yanmaya devem eden 3 ayrı noktada derin çukurluklar oluşmuştu. Bölgeye hayvan otlatan Gökçebağ çobanlarının hayvanları çukura düşüp telef olunca büyük kamyon lastikleri ve toprak dökülmek sureti ile çukur doldurulmuştu.


Halil İbrahim KARA