Burdur Barosu Çevre Komisyonu Av. Nazlı Oral Erkan, Burdur Gölü çevresindeki sazlıklarda çıkan yangının sebeplerinin araştırılması ve suçluların cezalandırılması için suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Burdur Barosu Çevre Komisyonu tarafından Burdur Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunda şu ifadelere yer verildi: “Burdur merkez ilçesi Burdur Gölü havzası içinde Burdur Serenler Otel olarak bilinen otel işletmesinin alt kısmında bulunan sazlık alanda 5 gün ara ile iki kez yangın çıkmıştır. Yangını çıkaran kişi ve kişiler tarafımızca bilinmemekte birlikte olayın araştırılmasının çevrenin korunması ve toplumun genel güvenliğinin korunması açısından oldukça önemli olduğu kanaatindeyiz. Burdur Gölü, Türkiye’nin 6’ıncı büyük gölü olmasının yanı sıra kuşlara ve pek çok endemik bitki, hayvan türüne de ev sahipliği yapması bakımından oldukça kritik öneme sahiptir. Göl, Anayasanın 90’ıncı maddesine göre uygun bulunmuş ve 17 Mayıs 1994 tarihinde 21937 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunan RAMSAR Sözleşmesi (Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme) kapsamında koruma alanı ilan edilen ilk göllerden birisidir. 1998 yılında 1. Derece doğal sit alanı korumasını alan göl 2006 yılında ise Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ilan edilmiştir. Burdur Gölü nesli tüketmekte olan türlerden dikkuyruk adı verilen kuşların dünya üzerindeki yüzde 70’inin üreme, barınma ve göç konaklamalarını yaptıkları önemli duraklardan birisidir. Bu endemik kuş türü dışında gölde ve çevresindeki sazlıklarda pek çok başka kuş türü, sucul hayvanlar, kara hayvanları, memeliler ve sürüngenler yaşamaktadır. Suça konu 25 Şubat 2021 tarihli ve 2 Mart 2021 tarihli iki yangın olayı, yerleşim yerlerine de oldukça yakın bir alandır. Hem ekolojik döngüyü hem de toplum güvenliği açısından oldukça kritiktir. Havaların çok sıcak olmaması, olayın aynı yerde peş peşe meydana gelmesi yönünden halini de düzenlemiş olduğundan sayın savcılığınızca yapılacak tahkikat sonucunda maddi gerçekliğin ortaya çıkartılacağı inancı içindeyiz. Olay yerine yakın kimselerden bu sazlıklar ile ilgili bilgiye başvurulması, yakın iş yerlerinden varsa kamera görüntülerinin istenmesi yahut çevrede yakın tarihli yürütülen inşaat ve projelerin bulunması halinde, bu proje ve inşaat sorumlularının da ifadesine başvurulmasında yarar olacaktır. Zira yangının çıktığı alanda birkaç gün önce ölçüm yapan kişilerin bulunduğu yol kenarına belirteç özellikli kazıklar yerleştirildiği bilgisi alınmıştır. Bu iş ve işlemleri yürütenlerin de ifadelerine başvurulması gerçeğin ortaya çıkartılması bakımından yararlı olabilecektir. Çevreye verilen zararlar geri dönülmesi zor ve imkansız sonuçlar doğurabilmektedir. Çevrenin korunması bakımından Anayasamızın 56’ıncı madde uyarınca ‘Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek, devletin ve vatandaşın ödevidir’ sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı hem vatandaşlar hem de devlet organları yönünden ödev olarak düzenlenmiştir. Yine Çevre Kanununun 3ç maddesi paralel bir düzenleme getirerek, biz meslek örgütlerini de bu hususta açıkça ödevli görmektedir. Çevrenin korunması için getirilen önlemler, idari, hukuki ve cezai sorumluluğu içerecek şekilde 3 kategoriye ayrılmaktadır. Olayın araştırılması yönünden ilgili idari yerlere başvurulmasının yanı sıra sayın savcılığınızca da araştırılması koruma işlevinin cezai ayağını temsil etmektedir. Ceza hukukunun caydırıcılık ilkesi ile birlikte yapanların tespiti ve cezasız kalmayacağı düşüncesi yeni benzer eylemler yönünden önleyici bir etki yaratacaktır. Çevrenin korunması bakımından önleyicilik en önemli kriterdir. Tüm bu nedenlerle, sayın başsavcılığınızca yürütülecek tahkikat sonunda eyleme uyan hükümler uyarınca sorumluların cezalandırılmasını istemek zorunluluğu doğmuştur.”

HABER MERKEZİ