banner66

22 Ağustos 2019 Perşembe

-DEVLET BAHÇELİ, BURDUR’DAN DESTEK İSTEDİ

-MHP Lideri Dr. Devlet Bahçeli: “Burdur vatan şairimiz Akif demektir, Burdur büyük tarihçimiz Halil İbrahim Kafesoğlu’nun emanetidir”

20 Mayıs 2015 Çarşamba 15:37
 -DEVLET BAHÇELİ, BURDUR’DAN DESTEK İSTEDİ

MHP Lideri Dr. Devlet Bahçeli, seçim çalışmaları kapsamında Burdur’da miting düzenledi. Miting öncesi MHP Burdur İl Teşkilatı ve Ülkü Ocakları teşkilatı, ellerinde bayraklar ile Köprübaşından, Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü.   MHP İl Başkanı İbrahim Sakızcı, MHP merkez İlçe Başkanı Atila Yeşilgöz ve Ülkü ocakları başkanı Hakan Demirci, MHP İl teşkilatı, Ülkü ocakları İl Teşkilatı, Kadın Kolları Teşkilatı ve Asena Teşkilatı ile sloganlar eşliğinde yürüyen partililer, gövde gösterisi yaptı.

Burdur’un Milli Şair Mehmet Akif Ersoy ve Tarihçi Halil İbrahim Kfesoğlu’nun emaneti olduğunu dile getiren MHP Lideri Dr. Devlet Bahçeli: “Akdeniz Bölgesi’nin iç kısmında, Göller Bölgesi’nin ortasında sancak gibi yükselen Burdur’da sizlerle buluşmaktan dolayı bahtiyarlık duyuyorum. Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Tüm Burdurlu kardeşlerimin Miraç Kandili’ni tebrik ediyorum. Burdur vatan şairimiz Akif demektir, Burdur büyük tarihçimiz Halil İbrahim Kafesoğlu’nun emanetidir. Buradan; Ağlasun’a, Altınyayla’ya, Bucak’a, Çavdar’a, Çeltikçi’ye, Gölhisar’a, Karamanlı’ya, Kemer’e, Tefenni’ye, Yeşilova’ya yürekten selamlarımı gönderiyorum. Bugünkü açık hava toplantımızın gerçekleşmesinde emeği geçen, katkısı bulunan her dava arkadaşımı kutluyorum. 24 gün sonra yapılacak 7 Haziran Milletvekilliği Genel Seçimleri’nin ülkemizin birliğine, milletimizin dirliğine, insanımızın refahına en üst düzeyde katkılar sağlamasını Allah’tan niyaz ediyorum. Seçimlerin barış, huzur, olgunluk, güvenli ve demokratik yarış içinde geçmesini ümit ediyor, siyasi partilere ve milletvekili adaylarımıza başarılar diliyorum” dedi.

 

DEVLET BAHÇELİ’NİN KONUŞMASI

 

Burdurlulardan destek isteyen MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin tam konuşma metni şöyle: “AKP ile geçen yıllar huzur ve kalkınma arayan milletimiz için fırsatların kaçtığı göz göre göre heba edildiği bir dönem olmuştur. AKP ile geçen yıllar, gerilim ve çatışmaların yaşandığı, kaynakların israf edildiği, israf ve hüsran dönemi olarak akıllarda kalacaktır. Bu kara dönem tarihimizde 2. Fetret Devri olarak anılacaktır. AKP’yi bu duruma geride kalan yıllarda içine düştüğü gönüllü teslimiyet düşürmüştür. İnsanımıza karşı vurdumduymazlık düşürmüştür. İhanet boyutuna gelen gayri milli politikaları düşürmüştür. Bugün AKP ihanet, gaflet ve teslimiyet üçgenindeki hassas bir denge noktasında salınıp durmaktadır. Artık AKP’nin milli karar verme imkanı kalmamıştır. Milli hiçbir vasfı bulunmamaktadır. Gözü ve kulağı dışarıdadır. Siyasetini dış talimatlar üzerine oturtmuştur. Yıllardır deliğe süpürülme korkusuyla yaşamaktadır. AKP istismar mihrakıdır, AKP inkar mihrabıdır, AKP ihanet markasıdır. 13 yılı bulan dönemde Türkiye’nin dış politikası çökmüştür, iç politika tamamen çözülmüştür. Milli ve manevi değerler saldırıya çok boyutlu saldırıya uğramıştı. Ülkemizin saygınlığı kalmamıştır. Ülkemizin yatırım ve caydırıcılığı ortadan kalkmıştır. Burdurlu her şeyi görmektedir. AKP taviz, talan, tahkir ve taciz kaynağıdır.AKP  kaos, kriz, kavga, karanlık, karmaşa, kutuplaşma, kargaşa otağıdır. AKP, yalan, yozlaşma, yasak, yolsuzluk, yoksulluk döngüsüdür. AKP, bunalım, bozgun, buhran ve bereketsizlik kümesidir. AKP ile varılacak bir gelecek yoktur. Dik durmadan bahsettiler, önüne gelene el pençe divan durdular, hayaldi gerçek oldu dediler. Hakikatten, rezalete imza attılar. Büyüyen Türkiye iddiasını dillendirdiler,  her zeminde küçülmeyi sineye çektiler. Onlar konuşur, AKP yapar dediler.. her rezalete kucak açtılar. Alçalmada seviye kaybında sınır tanımadılar.  Başbakan Davutoğlu,  Denizli’de ‘Elif gibi durduk’ demiştir. Davutoğlu ya bilmiyor, ya da bile bile gerçekleri çarpıtıyor. Bizim bildiğimiz AKP bırakınız elif gibi dik durmayı önüne gelene neredeyse eğilmiş. Dahası namertlere, nankörlere, nimet bilmeyenlere diz çökmüştür. Davutoğlu, kafası karışık zihni melekleri yerinde değil, bir dediği diğerini tutmaktadır. Çünkü 7 Haziran’da kendisinin ve partisinin sandığa çakılacağını görmektedir. Bunun içinde hezeyandan hezeyana koşmaktadır. Bir tarafta, kendisi miting düzenlerken, diğer yandan Erdoğan siyasi kapkaçılık yaparak, kanunsuz ve ahlaksız açılış ve temel atma törenleri ile anayasa suçu işlemektedir. İkisi de müştereken başkanlığa çalışmaktadır. İkisi de Türkiye’nin kuyusunu kazmaktadır. İkisi de yeni Türkiye kepazeliğine, bölünme anayasasına ve çözülme sürecine hizmet etmektedirler. Davutoğlu helikopter yaptık diyor, uçak yaptık, yapıyoruz diye anlatıyor.TSK’nın kendi dönemlerinde onurlu olduğunu, kullanılan silahların milli olduğunu açıklıyor. Bitlis’ten Muş’a giderken sağ ve sol tarafında yüzde yüz Türk yapımı Atak helikopterlerinin uçtuğunu söylüyor. Bunu da şerefli olmakla izah ediyor. Biz milli olan herşeye saygı duyar, yanında oluruz ama çünkü bunu varoluşumuzun gereği olarak görürüz. Fakat anlayamadığımız husus şudur. Davutoğlu yerli helikopter yapmakla övünürken samanı bile ithal etmesini, etten patatese kadar yabancı ülkelere el açmasını nasıl izah edecek. Türkiye iğneden ipliğe yabancının eline bakarken, Davutoğlu hangi alemde gezmektedir. Türk Ordusu’nun AKP ile beraber onurlu olduğunu söyleyen Serok Ahmet, 2002’den önce Mehmetçiğin onursuz  olduğunu mu ima etmektedir.  Yerli silah yapmakla şerefli, izzetli olunuyorsa, başta ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere kendi silah, uçak ve helikopterlerini imal eden ülkeler daha mı şerefli olmaktadır. Davutoğlu bize ne söylemeye çalışmaktadır. Davutoğlu, bu kabiliyetle, bu beceri ile Başbakanlıktan sonra komedi filmlerinde, veya güldürü programlarında başrol oynamayı hak edecektir. En azından sarayda dalkavuk olmak yerine milletimizi tebessüm ettirmeye devam etmesi hayrına olacaktır. Davutoğlu şeref konusunda kör cahildir. Kendisi bize şerefli olmaya öğretmeye yeltenirken, devasa açık vermektedir. Silah yapmak değil, milli onura sahip çıkmak şereftir. PKK ile pazarlık yapmak değil, cesurca mücadele etmek şereftir. Burdurlu işsizlikten kırılırken, yoksulluk Burdur’a çöreklenmişken saray yapılmasını izlemek değil, itiraz etmek şereftir. Diyarbakır’da bayrak indirilirken sessiz  kalkmak değil, ayağa kalkmak şereftir. Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’nun hayasızca, korkakça taşınmasını başarı değil, hüsran olarak görmek şereftir. Davutoğlu Uşak’ta gerçek Türk milliyetçisi oldukların söylemiştir. Milliyetçilikle hesaplaşma vakti geldi diyen, Türklüğü söküp atmak için yapmadığını bırakmayan zihniyetin, milliyetçilikten bahsetmesi şerefli olmaları kadar yalan ve akıl dışıdır.  Davutoğlu, milletin birliğini ve beraberliğini savunduklarını söylüyor. Türkiye’nin her santimetrekaresinin şerefleri olduğunu, bağıra çağıra anlatıyor. Al bayrağı dalgalandırmanın onurları olduğunu, yüzü kızarmadan burguluyor. Türk Milleti’ni yok sayan bu siyaset çürümüşlüğünün birlik ve beraberliği savunması nasıl mümkündür..saymadıkları etnik yapı koymayan, darbelemedikleri tarih ve kültürel miras bırakmayan Davutoğlu ve çevresinin,  vatan, millet, bayrak istismarına yönelmesi yapay ve yalandır. PKK Doğu ve Güneydoğu’da alan hakimiyeti kurup, kurtarılmış bölgelerde hendekler kazarken, terörüstler sözde şehitlik açarken, militanlardan asayiş birlikleri kurulurken,  bu Davutoğlu neredeydi? Ne yapıyordu? Uşak’ta atıp tutmak kolaydı, Aydın’a gidip yörüklükten bahsetmek zahmetsizdi. Sayın Davutoğlu, Diyarbakır’da Kobani’yi selamlarken aklın neredeydi? Kürtçe konuşurken seni kimler uyuşturmuştu? Barzani’ye methiyeler düzüp Kandil’e göz kırparken hangi maskeni takıyordun. Fotokopi başbakan..Erzurum’da Dadaş Ahmet, Sivas’ta Yiğido Ahmet, Elazığ’da Gakkoş Ahmet, Burdur’da Torosun Evladı Yörük Ahmet, Ağrı’da Ahmet Hani, osmaniye’de Ahmet Sani olduğunu söylüyor. Peki..Sayın Davutoğlu, İmralı’da ne oluyorsun, Kandil’de sana ne diyorlar. Obama seni parmakla çağrılırken, Barzani’ye ağabey derken ne olduğunu zannediyordun. Davutoğlu velayet altında, henüz rüştünü ispat edememiş, himaye ve gözetim altında tutulan birisi olarak kendini bulamamış, varlığını gösterememiştir ve şahsına en çok yakışan sıfat da Serok Ahmet olacaktır. Davutoğlu öyle bir dipsiz çukurdadır ki, merhum Başbakan Menderes asılırken MHP’nin nerede olduğunu sormaktadır. Böylesine çapsız ve yönsüz soruya verilecek ne bir cevap, ne de bir karşılık vardır. Sayın Davutoğlu sen neredeydin, hangi çamurlarda geziyor, oynuyordun? Milliyetçi Hareket’in tarihi bellidir. Nerede durduğu da nettir. Yassıada ve Sivriadayı demokrasi ve özgürlük adası olarak projelendirmek ne Davutoğlu’nu ne de Erdoğan’ı demokrat ve özgürlüklere saygı duyan kişiler yapmayacaktır. Demokrasi bir şuur meselesidir, bu da Davutoğlu’nda yoktur. Özgürlüklere hürmet insan olmanın onuruna riayettir, bu ise Erdoğan’da olmayan bir şeydir. Davutoğlu, proje tamamlandıktan sonra; 27 Mayıs’ta Meclis’in Yassıada’da toplanmasını talep etmektedir. İmralı’da toplananların, ada konusunda tecrübesi hayli fazladır. Davutoğlu Yassıada’yı bıraksın da, İmralı’daki ihanet oturumlarını anlatsın. Merhum Başbakan’ı anmak için önce demokrasiye saygı duymak, darbe çığırtkanlarına prim vermemek her şeyden daha anlamlı ve değerlidir. Özel hayatı linç eden ahlaksızlar demokrasiden anlamazlar. İnsan haysiyetine saldıran kaset tezgâhtarları demokrasiyi hakkıyla benimseyemez. Namuslu insanlara çamur atan reziller ve bunlara kol kanat geren fırsatçılar insan olmanın erdemini hiç dikkate almazlar. Artık sinsi emellere karşı yürümek lazımdır. Artık istismar iğrençliğine karşı yürümek kaçınılmazdır. Biz yürüyoruz, hainler korkuyor. Biz yürüyoruz, müzakereciler ürküyor. Biz yürüyoruz, başkanlık rüyası gören 17-25 Aralık çetesi kaçacak delik arıyor. Bizim yürüyüşümüz faziletlidir. Bizim yürüyüşümüz adaletlidir. Bizim yürüyüşümüz şeref ve namus timsalidir. Bizim yürüyüşümüz Türkiye sevdasıyla temellenmiştir. Özel hayatı linç eden ahlaksızlar demokrasiden anlamazlar. İnsan haysiyetine saldıran kaset tezgâhtarları demokrasiyi hakkıyla benimseyemez. Namuslu insanlara çamur atan reziller ve bunlara kol kanat geren fırsatçılar insan olmanın erdemini hiç dikkate almazlar. Soruyorum sizlere; Arsıza, hırsıza, uğursuza karşı bizimle yürümeye var mısınız? Rüşvetçiye, fitne ve çıkar odaklarına karşı bizimle yürüyecek misiniz? Vatan için, bayrak için, iş için, aş için, Burdur için bizimle yürümeye söz veriyor musunuz? İşte Burdur’un gerçek tercihi, işte Burdur’un sağlam duruşu budur. 13 yıldır kalkınan yandaşlar oldu, ortada kalan siz. Çalan AKP kadroları oldu, emeği çalınan siz. Harama göz diken hükümet oldu, helali kaptıran siz. Sınavlar sahte, memurlar mağdurdur. Sorular çalınmış, öğrenciler şaşkındır. Olaylar düzmece, basın sahtekârdır. İhaleler aldatma, rüşvetler bakanlaradır. Açılım bir tuzak, terörist memnundur. Mahkemeler fiyasko, mahkûmlar masumdur. Davalar külliyen yanlış, masumlar mahkûmdur. Kalkınma lafta kalmış, Burdur yoksuldur. Adalet boğazlanmış, hakim ve savcılar mesleklerinden atılmıştır. Emniyet kalmamış, polisler cezaevindedir. Milli güvenlik zedelenmiş, kırmızı kitap saraya tapuludur. Soruyorum sizlere; AKP’nin bu güne kadar yapılan öğrenci sınavlarındaki haksızlıklarını affedecek misiniz? Emeğinizi, alın terinizi, helal rızkınızı çalan ve çaldıran AKP’ye hakkınızı helal edecek misiniz? Sizleri fırsatçıyla, kapkaççıyla, hırsızla yüz yüze bırakarak cebinizdekini soyan AKP zihniyeti ile helalleşecek misiniz? Burdurlu vatandaşlarım, 7 Haziranda Milliyetçi Hareketten yana vereceğiniz kararla; Mührünüzü üç hilale vuracak mısınız? Onurlu bir hayatı seçecek misiniz? Adaletli bir düzeni tercih edecek misiniz? Huzura, emniyete, hakkaniyete oy verecek misiniz? Yokluğa, yoksulluğa, yolsuzluğa dur diyecek misiniz? Onursuzluğu, cepheleşmeyi, istismarı reddecek misiniz? Davutoğlu, bu sese kulak ver. Bu haykırışı iyi dinle. Bu ses Burdur gerçeğinin sesidir. Erdoğan ve Davutoğlu’nun; Zenginleşme yalanlarının arkasında açlık vardır, yoksulluk vardır, yolsuzluk vardır. Geliştik nutuklarının arkasında işsizlik vardır, kayırma vardır, yağma vardır. Büyüdük yalanlarının arkasında borç vardır, rantiye vardır, ipotek vardır. Huzur ve güvenlik safsatanın arkasında bölücülük vardır, kapkaç vardır, çeteleşme vardır. AKP’de korku dağları sarmıştır. Bu korku hesap verme korkusudur. Hırçınlıkları bundandır. Uykuları bunun için kaçmaktadır. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Milliyetçi Hareket milletimizden aldığı güçle iktidara koşmaktadır. Burdur iktidar müjdesini veriyor, Burdur Milliyetçi Hareketle yürüyor. AKP’ye oy veren kardeşim, ülkemiz kötüye gidiyor. Artık siyasi taassup ve tarafgirlikle hareket edecek vakit kalmamıştır. AKP, aldığı oyları kötüye kullanmış, Türkiye’yi harabeye çevirmiştir. AKP’ye destek veren kardeşim; ülken için, milletin için, vatanın için, geleceğin için bu defa birlikte yürüyelim. Bunlarda hayır yoktur, bunlarda ümit yoktur, bunlarla huzur yoktur. CHP’ye oy veren vatandaşlarım, çağrım sizleredir; gelin bu defa bizimle yürüyün. Kararsız duran, henüz tercihini yapmamış kardeşim; boşuna zaman kaybetme, MHP bil ki seninle, senin yanındadır. O halde bizimle yürümek, MHP’yi iktidara taşımak için oy verecek misiniz? 7 Haziran’da mührünüzü üç hilale heyecanla vuracak mısınız? Burdur’un talihi açık, geleceği aydınlıktır. Allah hepinizden razı olsun, umutlarınız umutlarımız, talepleriniz hedefimizdir”

MHP Lideri Devlet Bahçeli, konuşmasından sonra Seçim Beyannamesi’nde yer alan vaatlerini açıklayarak, Burdur Halkı’ndan oy istedi. MHP Lideri Bahçeli, konuşmasından sonra karanfil dağıtarak mitingini sonlandırdı.
Hayal Girişim

 

 

 

 

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü


    Arsiv
    Arsiv
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    ARŞİV