banner66

25 Mayıs 2019 Cumartesi

JANDARMA YİNE AFFETMEDİ!

İçlerinde büyük bir projeyi taşıyorlar

Ziraat Mühendisleri Odası 2018 Hayvancılık Raporu verilerine göre Türkiye’de sığır sayısının yüzde 36’sı koyun sayısının ise yüzde 97’si düşük verimli ırklardan oluşuyor.

13 Mayıs 2019 Pazartesi 10:37
İçlerinde büyük bir projeyi taşıyorlar

 Düşük verimli ırklar, et ve süt üretiminde maliyeti artıran, verimliliği azaltan en önemli nedenlerin başında geliyor. Bu yüzden Türkiye’de et ve süt üretimde verimliliği artırmak için hızlı bir genetik ıslahına ihtiyaç duyuluyor. Bu ihtiyaca cevap verecek uygulamalar Burdur Mehmet Akif Ersoy da üniversitesinden bir proje dahilinden yürütülüyor.  Ve bu proje kapsamından ilk adım atıldı. Yüksek verimliliğe sahip ırklara ait embriyolar anne adayı ineklere transfer edildi. Yapılan embriyo transferleri ile yüksek genetik yapıya sahip hayvanlar yetiştirilecek, et ve süt verimliliği artacak.

EMBRİYO TRANSFERİ PROJESİYLE HAYVANCILIKTA VERİM ARTACAK

Hayvancılıkta istenen verimliliğin sağlanabilmesi için Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) bünyesinde hayvanlarda genetik embriyo transferi projesi hayata geçirildi. Genetik ve Embriyo Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (GETEM) ile Veteriner Fakültesi öğretim üyelerinin yürüttüğü ortak çalışmalar sonucu ilk embriyo transferleri yapıldı. Doğacak yavrular yüksek genetik özelliğine sahip holştayn ırkı buzağılar olacak.

YÜKSEK GENETİK KAPASİTELİ SÜRÜ

MAKÜ’de başlatılan İneklerde Embriyo Nakli İle Genetik Islah Ve Boğa Adayı Üretimi” projesi ile önce genetik kapasitesi yüksek bir sürü oluşturuldu. Gerçekleştirilen embriyo transferleri ile hem anaç sürü hem de boğa adayı üretilecek. Dünya hayvancılık alanında yüksek süt verimliliği ile bilinen holştayn ırkının özelliklerini taşıyacak bu sürü, boğa üretiminde kullanılacak. Bu boğalar ise yine yüksek kapasiteli sperma üreticisi olacaklar.

EMBRİYO NAKLİ YAYGIN BİR TEKNOLOJİ

Embriyo naklinin ineklerde genetik ıslah için dünyada çok yaygın kullanılan bir teknoloji olduğu belirten Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi ve GETEM Müdürü Prof. Dr. Yunus Çetin, proje kapsamında yürütülen çalışmalar ile ilgili olarak şunları söyledi: “Biz bu teknolojiyi kullanarak hızlı bir şekilde genetik ilerleme sağlamak istedik. Bunun için de önce kendi çiftliğimizde damızlık işletme kurulmasını arzuladık. Bu amaçla öncelikle bazı hastalıklardan ari olması için yurt dışından ithal düveler getirdik. Bunların hepsi gebe olmayan boş düve diye tabir edilen düveler. Bu düveleri gebe bırakmak için de Amerika Birleşik Devletlerinden embriyolar ithal ettik. Bu embriyolar Holştayn ırkına ait ve verim özellikleri çok yüksek embriyolar.”

“GENETİK KATKI YOK, SADECE TAŞIYICI ANNELİK”

Suni tohumlama ve embriyo nakli arasındaki farka değinen Prof. Dr. Çetin, sözlerine “Suni tohumlamada tohumlama yaptığınızda sadece boğanın genetiğini annenin genetiği ile karıştırırsınız ve yüzde 51 genetik ilerleme olur. Ama embriyo naklinde embriyo naklettiğiniz hayvanın hiçbir genetik katkısı yoktur. Sadece taşıyıcı annelik yapar. Bu nedenle genetik ilerleme yüzde 100 olur. Yani hem annesi hem de babası çok iyi olduğu için onu doğuran anne sadece gebeliği sürdürme ve bir taşıyıcı görevi yapacaktır. Bizim buradaki düvelerimizin de vazifesi bu olacak. Bugün burada ilk transferimizi gerçekleştirdik. Bu embriyolar Amerika Birleşik Devletlerinde California’da bir çiftlikte üretilmişti. Orada donduruldular. Azot tankı içerisinde ülkemize ithal edildiler. Biz de bugün bunların transferini gerçekleştirdik. Bu hayvanları daha önce takip ettik. Kızgınlıklarının yaklaşık 7. gününde de bu embriyoların transferler ettik. Bu transferden yaklaşık 20-25 gün sonra da gebelik kontrolü yapacağız.” şeklinde devam etti.

“100’ÜN ÜZERİNDE EMBRİYO TRANSFERİ YAPILACAK”

Yapılan transferlerin ilk olduğunu belirten Prof. Dr. Çetin, proje kapsamında yüzden fazla hayvana embriyo naklinin gerçekleştirileceğini söyledi. Çetin, konuşmasında “Bugün biz burada ilk transferleri gerçekleştirdik. Daha sonra diğer hayvanlara da yapacağız. 100’ün üzerinde embriyo transferi yapacağız burada. Bu hayvanların hepsine embriyo transferi gerçekleştirilecek. Doğum yaptıklarında da bu yurtdışından getirdiğimiz çok yüksek genetikli yavruları doğuracaklar. Bu yavruları yetiştirip büyüttüğümüzde üniversitemizde gerçekten genetik özelliği çok yüksek bir damızlık işletme kurulmuş olacak.  O aşamadan sonra biz embriyoları hem bu işletmemizde üretim yapacağız hem de bölgeye daha etkin hizmet verebilmek için boğa adayı üretimi de gerçekleştireceğiz.” İfadelerine yer verdi.

 

“HEM EMBRİYO HEM DE BOĞA ADAYI ÜRETİLECEK”

Projenin ülke ekonomisine ve bölge hayvancılığına sağlayacağı katkıları değerlendiren Prof. Dr. Yunus Çetin, projenin sağlayacağı katkılar ile ilgili şunları söyledi: “Temel katkısı embriyo vericisi olacak. Biz mesela bu embriyoları Amerika Birleşik Devletlerinden satın aldık ve yüksek maliyetli embriyolar bunlar. 300 dolardan, bin 500 – 2 bin dolara kadar çıkabiliyor fiyatları annenin ve babanın özelliğine göre. Bunu Burdur’da sıradan bir vatandaşın alması bu maliyetlerle çok kolay değil. Ama projemizin ikinci aşamasında biz kendimiz embriyo üretmeye başladığımızda Burdur halkı da bundan faydalanacak. Embriyo transferinde biz tedarikçi pozisyona geçeceğiz yani bölgemize embriyo tedarik yapacağız. Aynı zamanda sadece embriyo ile yetinmeyeceğiz, çünkü embriyo yaygın kullanılması zor bir teknoloji. Boğa adayı da üreteceğiz. Özellikle Burdur şartlarında test edilmiş, burada yetiştirdiğimiz, burada kızlarını test ettiğimiz boğalarımızdan, o zaman Burdur’da test edilmiş, Burdur şartlarında test edilmiş boğaları da Burdurlu yetiştiricinin kullanma şansı olacak.”

“EMBRİYO İHRACATI KOLAY DEĞİL AMA MÜMKÜN”

Proje kapsamında kullanılan embriyoların ABD’den ithal edildiğini belirten Çetin, Türkiye’de embriyo üretiminin mümkün olduğunu ancak bunun zaman alacağını belirtti. Çetin konuşmasında konuyla ilgili olarak “İhraç etme olayı o kadar kolay değil, tabi ki mümkün. Ama dünyada Türkiye’nin yerine baktığımız zaman biz bu yarışta biraz gerideyiz. Özellikle Kuzey Amerika Ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada gibi ülkeler embriyo transferinde çok ilerdeler. Genetik olarak da kendilerini çok ileri bir seviyeye taşımışlar. Avrupa’da da Almanya, Hollanda gibi ülkeler lider denilebilecek pozisyondalar. Burada bu ülkelerle rekabetçi pozisyona gelmek bu kadar kısa bir olay değil. Çünkü bunların arkasında 40-50 yıllık minimum hayvancılık geçmişleri var. Bugün yaptık, yarın bizde varız demek çok kolay değil. Ama en azından kendi ülkemizin ihtiyacını karşılama konusunda başlamalıyız. Burada başarılı olacak olursak devamında inşallah ihraç da gündeme gelecektir.”  İfadelerine yer verdi.

YÜZDE 70 BAŞARI BEKLENİYOR

Embriyo transferinde gebelik şansının yüzde 50’nin üzerinde olduğu ifade eden Prof. Dr. Çetin, bu durumun hayvanın sağlık durumuna göre ve kullanılan embriyonun kalitesine değiştiği söyledi. Çetin, yapılan transferle ilgili, “Biz burada düvelerimize nakil yapıyoruz. Düvelerde başarı biraz daha yüksek. Yüzde 65-70 gibi başarı oranını yakalamak mümkün.” diye konuştu.
“ET VE SÜT VERİMİ YÜKSEK BİR SÜRÜ KURDUK”

Gerçekleştirilen embriyo transferi ile ilgili açıklama yapan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, “Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Genetik ve Embriyo Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezimizi açtık. Bakanlığımızdan gerekli ruhsatları aldık. Şu anda üniversitemiz bünyesinden 90 başlık bir sürümüz var. Bunların 60’ı daha çok süt verimliği yüksek olan Holştayn ırkı. Kalan 30 hayvanımız ise et verimliliği yüksek Simental ırkı. Avrupa’dan getirttiğimiz bir sürümüz bu. Bu sürümüze genetik kapasitesi yüksek Holstayn embriyoları transfer ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“VATANDAŞA DA HİZMET VERECEĞİZ”

Üniversite olarak temel amaçlarının genetik ilerlemede hızlı bir genetik ıslahı gerçekleştirmek olduğunu belirten Rektör Korkmaz, sözlerine şöyle devam etti: “İznimiz olduğu için bu transferleri vatandaşın hizmetine de sunuyoruz. Buradaki temel amacımız genetik ilerlemede hızlı bir genetik ıslahı gerçekleştirmek. Burada yapacağımız diğer AR-GE çalışmalarıyla da embriyo transferinin başarı yüzdelerini yükseltmek. Bu sayede yüksek genetik kapasiteye sahip bir anaç sürümüz olacak.  Burada elde etmiş olduğumuz embriyolarla ve bunların yumurtalarından da özellikle ikinci yıldan itibaren çok hızlı bir genetik ıslah sürecimiz başlayacak. Böylelikle de bölgemizde özellikle Burdur’da hayvancılıktaki ıslahı hızlı bir şekilde gerçekleştirmeye destek vereceğiz.  Türkiye’de de bu konu yeni bir uygulama. Örnek bir çiftlik olarak burada çalışmalarımıza devam edeceğiz. Hem çiftliğimiz hem de embriyo merkezimiz çalışmalarını birlikte yönetecek.”

“İTHALATA GEREK KALMAYACAK”

Yapılan embriyo transferleri ile anaç bir sürü kurulacağını ifade eden Rektör Korkmaz, bunun hem bölge hem de ülke hayvancılığına katkı sağlayacağını söyledi. Proje ile hayvan ithalatına gerek kalmayacağını dile getiren Korkmaz, “Burada hızlı bir genetik ilerleme sağlamak için bir çalışma yürütüyoruz. Bu sayede ülkemizin özellikle et ya da süt için ortaya krizler çıktığında yeterli genetik yapıdan sürülerimiz olmadığı için de hemen ithalata başvuruyoruz. Burada elde edeceğimiz verilerle de biz bunu çok ithalata gerek duymadan kendi güçlü genetik kapasitemizle yaparsak gelecekte gerek hayvan hastalıkları bakımından, gerek hayvan sürülerimizin verimi bakımından çünkü yüksek kapasiteli genetik ırklarla çalıştığınız için çok hızlı bir genetik ilerlemeyi sağlamış olacağız.” diye konuştu.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü


    Arsiv
    Arsiv
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    ARŞİV