banner66

18 Kasım 2019 Pazartesi

Başkan Akın’dan yılsonu değerlendirmesi

Türk Eğitim-Sen Burdur Şube Başkanı Orhan Akın, “2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı ne yazık ki eğitim çalışanlarının yıllardır süre gelen sorunlarına çözüm bulunması anlamında yeterli adımların atılmadığı bir dönem oldu” dedi.

17 Haziran 2019 Pazartesi 10:32
Başkan Akın’dan yılsonu değerlendirmesi

Türk Eğitim-Sen Burdur şube Başkanı Orhan Akın, 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılının tamamlanmasıyla yılsonu değerlendirmesinde bulundu.  2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılında da yıllardır süre gelen sorunlara çözüm bulunmadığını ve yeterli adımların atılmadığını kaydeden Başkan Akın şu değerlendirmelerde bulundu:2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılını geride bırakıyoruz. Öncelikle görevlerini fedakârca yapan öğretmenlerimizi ve tüm eğitim çalışanlarımızı yürekten kutluyoruz.  2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı ne yazık ki eğitim çalışanlarının yıllardır süre gelen sorunlarına çözüm bulunması anlamında yeterli adımların atılmadığı bir dönem oldu. Derslik ve öğretmen açığından, yönetici atamalarına, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetten, okullara ayrılan ödenek yetersizliğine, ders materyallerinin azlığına, okullaşma oranlarının düşüklüğüne kadar birçok alanda yaşanan sorun eğitimimizin niteliğine olumsuz etki etmeye devam etti.
“AĞUSTOS AYINDA DA 60 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILMASINI İSTİYORUZ”
Hükümet ne yazık ki 2019 yılında eğitimin ihtiyaçları doğrultusunda atama bekleyen öğretmenleri göz önünde bulundurmamış ve şu ana kadar sadece 20 bin atama yapmıştır. Bakanlık, önümüzdeki süreç için de toplamda ne kadar atama yapılacağını duyurmamıştır. Sendikamızın yaptığı araştırmaya göre ülkemizde ücretli öğretmen sayısı 74 ilde 83 bin 783’tür. Türkiye genelinde baz alındığında, ücretli öğretmen sayısının 100 bin  civarında olduğu görülecektir.  Ücretli öğretmenlik adeta asal istihdam modeli haline gelmiştir. Eğitim fakültesi ve diğer lisans mezunlarının dışında, iki yıllık meslek yüksekokulu mezunları da ücretli öğretmen olarak derslere girebilmektedir. Bu noktada formasyona sahip olmayan insanların hangi bilgi ve donanımla derslere girdiği bir muammadır. Üstelik bu istihdam yönteminin hiçbir maddi kazancı yoktur, sadece modern köle gibi çalıştırma esası üzerine kurulmuştur, ücretli öğretmenler hiçbir özlük hakka sahip değildir. Dolayısıyla geleceği olmayan bu uygulamanın verim ve kalite açısından büyük arazlar doğurduğu artık görülmelidir.  Ücretli öğretmenliğe son verilmesi gerekirken, ücretli öğretmen sayısının yıldan yıla artması öğretmenlik mesleğine sürülmüş bir lekedir.  83 bin 783 ücretli öğretmen çalıştırılıyor olması,  83 bin 783 noktada öğretmen açığı olduğu anlamına gelir. Öte yandan atama bekleyen öğretmen sayısı 400 binin üzerindedir. Yine sendikamızın yaptığı araştırmaya göre norm kadro açığı ülkemizde sadece 66 ilde 110 bin 721’dir. Tüm bu rakamlar valiliklerden gelen resmi bilgilerdir. Dolayısıyla 20 bin, 30 bin atama devede kulak kalmaktadır. Sadece mart ayında gerçekleştirilen 20 bin sözleşmeli alımı için tam 6 katı yani 120 bin başvuru yapılmıştır. Durum böyle olunca 2019 yılında en az 100 bin atama yapılması gerekmektedir. Sendikamızın talebi; Ağustos ayında da 60 bin ilave atama yapılmasıdır.
“MEB SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERE VERDİĞİ SÖZÜ TBMM TATİLE GİRMEDEN YERİNE GETİRMELİDİR”
Milli Eğitim Bakanlığı 2016 yılında çıkardığı bir KHK ile yeniden sözleşmeli öğretmenliği getirdi. O tarihten bu yana Bakanlık kadrolu öğretmen alımı yapmamaktadır. Sözleşmeliliği mülakat ile birlikte geri getiren MEB’in, bu uygulamayı kaldırması en öncelikli taleplerimizdendir.  Sözleşmeli öğretmenlerin özlük hakları yönüyle ciddi sıkıntıları bulunmaktadır. Tayin isteyemeyen, aile bütünlükleri bozulan, çocuklarının yanında olamayan sözleşmeli öğretmenler büyük dram yaşamaktadır. Üstelik bu şekilde aile bütünlüğünü esas alan Anayasa’nın 41’inci maddesi ihlal edilmektedir.  Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan 23 Ekim 2018 tarihinde açıkladıkları Vizyon Belgesi’nde sözleşmeli öğretmenliğin 3+1 olarak esnetileceğini belirtmişti. Sendikamız elbette bu esnetmeyi yeterli görmemekte, sözleşmeli öğretmenliğin tamamen kaldırılmasını, tüm öğretmenlerin kadrolu olarak atanmasını talep etmektedir. Ancak Bakan’ın ve Cumhurbaşkanı’nın Vizyon Belgesi’nde verdiği bu sözün dahi aradan geçen 7 aya rağmen yerine getirilmemesi eğitim camiasında ciddi rahatsızlık yaratmaktadır. Bu sözün yerine getirilmemesinin gerekçeleri açıklanmalıdır. Bu talimatın aylar öncesinden verilmesine rağmen bugün sözleşmeli öğretmenlerin hala 4 yıl sözleşmeli, 2 yıl kadrolu çalışmalarının ardından tayin isteyebilme hakkına sahip olmasının mantıklı bir izahı var mıdır? Özür grubu tayin başvuruları ağustos ayında başlayacaktır. Bakanlığın en azından sözleşmeli öğretmenlere verdiği sözü TBMM tatile girmeden yerine getirmesi gerekmektedir. Aksi taktirde 2016 yılında göreve başlayan öğretmenlerin bu yaz döneminde eş durumundan dolayı tayin isteme hakları ellerinden alınacaktır.
Tabi ki ana talebimiz bakidir: Sözleşmeli ve ucube mülakat yöntemi kaldırılmalı, tüm öğretmenler aynı haklara sahip olarak kadrolu olarak atanmalıdır.  Ayrıca il içi özür grubu tayini bekleyenler de mağduriyet yaşamaktadır. Bazı ilçeler arasındaki mesafenin iki il arasındaki mesafeden daha fazla olduğu göz önüne alındığında, bu öğretmenlerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi çok önemlidir. Düşünsenize; Gümüşhane’nin Kelkit ilçesi ile Kürtün ilçesi arası 117 kilometredir. Mersin’in Anamur ilçesi ile Tarsus ilçesi arası 251 kilometredir. Günü birlik bu mesafeler kat edilemeyeceğine göre, tıpkı sözleşmeli öğretmenler gibi il içi özür grubu mağdurları da çocuklarının büyümelerine tanıklık edememektedir, aileleri parçalanmaktadır. Bu noktada; belli bir kilometre sınırı getirilerek, il içi özür grubu tayin talebinde bulunanların sorunları çözülmelidir. Yönetici atamalarında mülakat tamamen kaldırılarak, görevlendirmeler sadece yazılı sınav sonucuna göre yapılmalıdır.
İŞ GÜVENCEMİZE KİMSE DOKUNMASIN!
MEB tarafından hazırlanan Öğretmenlik Meslek Kanunu şu anda Maliye Bakanlığı’ndadır. Ne zaman kamuoyuyla paylaşılacağı ise net değildir. Talebimiz; Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun en kısa sürede paydaşların görüşlerine açılmasıdır. Kanun taslağını henüz görmemekle birlikte, kanunu desteklemek için çok önemli bir şartımız vardır: Kanunda 657 sayılı DMK’dan kaynaklanan haklarımıza dokunulmamalıdır! Burada en önemli hakkımız iş güvencemizdir. İş güvencesine dokunmak gibi bir hata yapılırsa, Türk Eğitim-Sen olarak meydanlara ineceğimizden kimsenin kuşkusu omasın. Eğitim çalışanlarına şiddet uygulandığında bir şikâyete bağlı kalmaksızın fail hakkında kamu davası açılması ve en ağır cezai müeyyidelerin uygulanmasıdır.
Öte yandan; öğretmenler, 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesini beklemektedir. Üzerinden bir yıl geçmesine rağmen bu sözün tutulmaması manidardır. Talebimiz; bu düzenlemenin Torba Yasa’ya alınmasıdır. Tabi sadece 4 meslek grubunun değil, tüm kamu çalışanlarının ek göstergeleri güncellenmelidir. Ek göstergeden yararlanamayan yardımcı hizmet sınıfına da ek gösterge verilmelidir.  Yardımcı hizmetli sınıfı personelinin görev tanımları mutlaka yapılmalıdır. Bu çalışanlara görev tanımı dışında işler verilmesinin önüne geçilmelidir. Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği sadece öğretmenlere değil, tüm MEB çalışanlarına verilmelidir.”

   Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü


    Arsiv
    Arsiv
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    ARŞİV